2. BÖLÜM
TEMEL İNSAN KAYNAKLARI SÜREÇLERİ
Genel olarak İKY fonksiyonları, İnsan
kaynaklarının organizasyona kazandırılması ve koordine edilmesine yönelik,
insan kaynakları yöneticisinin görev ve sorumluluklarıdır. (Organizasyonun
personel ihtiyacının belirlenmesi, işe alma, personel seçimi, ücret yönetimi
vb.) [i]
Bununla birlikte bu fonksiyonların diğer bölüm yöneticileri ile koordineli
olarak yürütülmesi gerekliliği açıktır. Çünkü insan kaynakları yönetimi,
organizasyonlarda yöneticiler tarafından uygulamaya geçirilir[ii].
Literatürde İK süreçleri konusunda birbirine benzemekle
birlikte çok çeşitli sınıflandırmalar yapılmaktadır[iii].
Bunlardan uygulamaya en yatkın olduğu düşünülen, Amerikan İnsan Kaynakları
Yönetimi Derneği tarafından belirlenmiş insan kaynakları fonksiyonları ve bu
fonksiyonlara ilişkin faaliyetler aşağıda belirtilmiştir [iv]
:
İnsan kaynakları planlaması, personel seçimi ve işe alma :
-
Organizasyondaki
spesifik işler için gerekli nitelikleri belirlemek üzere iş analizlerinin
yapılması.
-
Organizasyonun
amaçlarına ulaşması için gerek duyulan insan kaynağı ihtiyaçlarının tahmin
edilmesi.
-
Bu
ihtiyaçların karşılanması için bir planın geliştirilmesi ve uygulanması.
-
Amaçlarına
ulaşması için ihtiyaç duyulan insan kaynaklarının organizasyona kazandırılması.
-
Organizasyondaki
belirli pozisyonlar için personelin seçimi ve işe alınması.
İnsan kaynaklarının geliştirilmesi :
-
Çalışanların
yetiştirilmesi ( oryantasyonu) ve
eğitimi.
-
Yönetim
ve örgütsel gelişim programlarının tasarlanması ve uygulanması.
-
Organizasyon
yapısı içerisinde etkin takımların kurulması.
-
Çalışanların
performanslarının değerlendirilmesi için sistem kurulması.
-
Kariyer
planlarını geliştirmelerinde çalışanlara yardımcı olunması.
Ücret ve diğer ödemeler :
-
Tüm
çalışanlar için ücret ve diğer ödemeler sisteminin kurulması ve işletilmesi.
-
Ücret ve
diğer ödemelerin adil ve istikrarlı olmasının sağlanması.
Çalışma ve çalışan ilişkileri :
-
Organizasyon
ve sendikalar arasında arabulucu olarak hizmet edilmesi.
-
Disiplin
ve sorunların çözüm sistemlerinin kurulması.
İnsan kaynakları araştırmaları :
-
İnsan
kaynakları bilgi bankasının kurulması.
-
Çalışanların
iletişim sistemlerinin kurulması ve işletilmesi.
Türk
literatüründe de İK fonksiyonları konusunda çeşitli sınıflandırmalar
bulunmaktadır [v].
Türkiye’deki uygulamalara yönelik olarak İK fonksiyonlarını içeren bir İKY modeli
aşağıdadır:
İNSAN KAYNAKLARI POLİTİKASI
Strateji ve
politika konularını işleyen kitaplara bakıldığında, misyon, politika, strateji, taktik ve stratejik yönetim gibi bir dizi terimle karşılaşılmaktadır. Bu
terimler birbirlerinin yerine de kullanılabilmektedir. Bir tanıma göre
strateji, bir organizasyonun esas amaçlarını, politika ve faaliyetlerini mantık çerçevesi içinde
bütünleştiren ve o organizasyonun tek vücut halinde amaçlarına yürümesini
sağlayan bir model veya plandır[vi].
İnsan kaynakları
politikası, organizasyonun genel yönetim politikasının bir parçasıdır. Kısaca
“işletme politikası” olarak adlandırılabilecek genel bir politika
belirlenmeksizin, İK politikasının belirlenmesi beklenemez. İşlerin yürütümüne
başlarken işletme fonksiyonları arasında düzenli bir dağılıma yer veren,
uzlaşmazlık hali olmayan, yinelemeleri önleyen bir çalışma ortamı kurulmasına
dikkat edilmelidir[vii] .
Sonuçta İK politikası, işletme politikasına uygun ve onu destekleyici tarzda
olmalıdır. Bir organizasyonda insan kaynakları politikası belirlenmesini
gerektiren bir çok neden vardır. Özellikle ;
-
Çalışma
ilişkilerinde bir çok tarafın olması,
-
Bunların
olaylar, deneyimler ve ilişkiler konularında farklı bakış açılarına sahip
olmaları
-
Bunların
farklı amaç, ilgi ve gereksinimlerinin olması,
-
Biçimsel
organizasyon ile kişisel potansiyellerin karşılıklı etkileşimleri[viii]
sonucu ortaya
çıkabilecek problemlerin çözümünde İK politikaları önemli bir rol oynar.
Bir organizasyonun
insan kaynakları yönetimine ilişkin vizyonu, misyonu, ilke ve değerleri, insan
kaynakları politikasını oluşturur. Bu politika, insan kaynakları fonksiyonlarının
ne şekilde ele alınması gerektiğinin genel çerçevesini çizer ve bir anlamda
insan kaynakları faaliyetlerinin anayasasını oluşturur.
Vizyon, uzun dönemde nelerin başarılmış olabileceğinin ya da olması
gerektiğinin görüntüsü/düşüncesidir.[ix]
Bir anlamda organizasyonun gelecekteki görüntüsünün bu günden belirlenmesidir.
Dolayısıyla vizyon, organizasyonun tüm stratejik kararlarına ve faaliyetlerine
yön verir. İnsan kaynakları vizyonu ise organizasyon vizyonunun bir parçası
olup, gelecekteki insan kaynakları yapısının
ve fonksiyonlarının bu günden öngörülmesidir.
Vizyon , son
dönemlerin en tartışmalı kavramlarından birisi olup, bu konuda pek çok yaklaşım
ortaya çıkmıştır. Organizasyonlarda etkin vizyon oluşturulması konusunda Tom
Peters bazı ilkeler öngörmüştür. Bu ilkelere göre etkin vizyon [x]:
-
İnsanların
davranışlarını etkileyebilecek özellikte olmalıdır.
-
Açık
olmalı ve organizasyonda başarıyı kamçılamalıdır.
-
Mükemmeli
aramalıdır.
-
Katı
kuralları değil, esnekliği içermelidir.
-
İstikrarlı
olmalı ve sürekli yeniliklere açık olmalıdır.
-
Önce
çalışanlara yetki devretmeyi amaçlamalıdır.
Organizasyonlarda
vizyon bildirisi oluşturulmasında Murgatroyd/ Morgan’ın ilkelerine göre
organizasyonların vizyon bildirisi [xi]
;
-
Başarıya
ulaşmak için iddialı olduğunu ortaya koymalıdır.
-
Çeşitli
yorumlara yol açmayacak ölçüde açık ve anlaşılır olmalıdır.
-
Çok uzun
olmamalı ve kolayca hatırlanabilecek kelimelerden oluşmalıdır.
-
Organizasyon
ile ilgili tüm kesimleri kapsayacak ifadelere yer vermeli ve özellikle
çalışanların katılımını ve onlara yetki ve sorumluluk devrini içermelidir.
-
Organizasyon
değerlerinin önemini ortaya koymalıdır.
-
Görsel
olarak yer alabilecek şekil yada resim içermelidir.
-
Organizasyon
çalışanlarını ve diğer ilgili kesimleri harkete geçirecek ifadeler içermelidir.
-
Organizasyon
içerisindeki faaliyetlerin daha iyi yapılması için rehberlik yapacak ifadeler
içermelidir.
-
Amacı,
müşteri ihtiyaçlarının en iyi şekilde tatmin edilmesi olmalıdır.
Misyon, bir organizasyonun varlığının temel amacını tanımlayarak gelecekte toplumda
olmak istediği yeri ortaya koyar. Misyonun tanımlanması, organizasyonun
“iş”inin de tanımlanmasıdır. Diğer bir deyişle misyon, organizasyon vizyonunda
belirtilen duruma ulaşmak için üstlenilen ana görev ve yükümlülüklerdir. Ayrıca
misyon, organizasyonun toplumdaki “imajı”, “dünya görüşü” ve faaliyet
alanlarının da tanımlanmasıdır[xii].
İnsan kaynakları
misyonu, organizasyonun misyonunu destekleyici tarzda tanımlanmalıdır. Ayrıca tüm İK süreç ve faaliyetleri için bir
odak ve birleştirme noktası oluşturmalıdır[xiii].
İK Yönetiminin temel amacı, çalışanların organizasyonlarına verimli bir şekilde
katkıda bulunmalarını, etik ve sosyal sorumluluk içerisinde geliştirmektir[xiv].
Dolayısıyla misyonu da, organizasyonun misyonuna göre az çok farklılık
göstermekle birlikte bu yönde olacaktır.
İlke ve Değerler , Organizasyonun vizyon ve misyonunu
gerçekleştirirken uyacağını beyan ettiği temel ilke ve değerleridir. Bunlar
vizyon ve misyona göre daha somut ve açık kurallar olup, politikanın esaslı
kısmını oluşturur. İnsan kaynaklarına ilişkin ilke ve değerler de, organizasyon
ilke ve değerlerine paralel bir biçimde belirlenir. İlke ve değerler,
organizasyonun çeşitli konulardaki düzenleme ve faaliyetlerine yön gösterdiği
gibi, sınırlamaları da oluşturur. Bir anlamda ilke ve değerler, organizasyonun
düzenleme ve faaliyetlerinde kendi kendisini bağlamasıdır. Dolayısıyle ilke ve
değerler oluşturulurken çok dikkatli olunmalı, pratikte uyulması çok zor veya
esnekliği büyük ölçüde azaltacak ilke ve değerler benimsenmemelidir.
İnsan kaynakları
politikası, yönetimin düşünceleri için bir rehberdir ve organizasyonun İK
amaçlarına ulaşmasında yönetime yardımcı
olur[xv].
Bu yüzden organizasyonda İK yönetimi ile ilgili faaliyetlerin belirlenmesinden
önce, İK politikası, kısa, açık ve özlü ifadelerle yazılı olarak ortaya
konmalıdır. Çalışanlara yönelik şirket politikalarını ve kurallarını açıklayan
etkili bir el kitabı hazırlamak için gerçekten özen gösterilmesi,
araştırılması, eksik veya yanlış bilgilere yer verilmemesine dikkat edilmesi ve
güncelleşmiş haliyle ortaya çıkartılması önemlidir[xvi].
Aksi takdirde insan kaynakları faaliyetleri, birbiriyle uyumsuz bir şekilde ele
alınabileceği gibi, organizasyonun temel hedeflerinden sapmalar da gösterebilir.
İnsan kaynakları
politikası, insan kaynakları faaliyetlerinin anayasası ise de, genelde
uygulamada kağıt üzerinde kalmaktadır. Oysa politikada belirtilen ifadeler,
kendi başlarına bir anlam ifade etmezler. İnsan kaynakları politikası gerçek
anlamını, insan kaynakları fonksiyonları ile ilgili düzenlemelerde ve
uygulamalarda bulur. Politika ile düzenleme ve uygulamanın birbirinden farklı
olması, bunlardan birinin yada tamamının
yeniden ele alınmasını gerektirir. Aksi taktirde insan kaynakları
politikasının belirlenmiş olması bir anlam ifade etmeyecektir.
Sonuç olarak insan
kaynakları politikası, öncelik ve önemine binaen işletme politikalarına uygun
olarak ve diğer birimler ile de koordine edilerek, İK üst yönetimince öncelikle
geliştirilmeli ve tepe yönetiminin onayına sunulmalıdır [xvii].
İnsan kaynakları fonksiyonları ile ilgili tüm düzenleme ve faaliyetler,
belirlenen bu politika çerçevesinde gerçekleştirilmelidir.
PERSONEL
ORGANİZASYONU
Organizasyon,
insanların beraberce iş görme ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlayan bir
yapı oluşturmadır [xviii].
Personel organizasyonu, bu yapı içerisinde organizasyonun en önemli kaynağı
olan insanların en etkin biçimde kulanımını öngörür. Günümüzdeki organizasyon
eğilimi, giderek düz ve basit yapıların kurulması yönündedir. Bunun nedeni
açıktır : Organizasyon dışındaki dünya yeteri kadar karmaşıklaşmıştır ve
karmaşık bir iç yapılanma ile bu karmaşayı artırmaya gerek bulunmamaktadır[xix].
Organizasyonun
amaçlarına ulaşması için yapılması gereken çeşitli işler benzer iş grupları
altında toplanarak görevler ve her bir görevi yerine getirecek personel sayısı
ve görev yeri belirlenerek personel kadroları oluşturulur. Personel
kadrolarının doğru bir şekilde tesbit edilebilmesi, iş analizi ile mümkündür.
Dolayısı ile herhangi bir kadro artırımı ihtiyacı, iş analizine dayandırılmalı
ve işlerin mevcut kadro ile neden yapılamayacağı açıkça ortaya konmalıdır.
İş analizi, gözlem ve araştırma yoluyla belirli bir işin yapısına ilişkin gerekli
bilgilerin belirlenmesi ve raporlanması işlemidir [xx]. İlgili diğer bir kavram olan iş değerlemesi ise, bir işyerinde
mevcut işler arasındaki değer farklılıklarını ortaya çıkaran bir karşılaştırma
yöntemidir [xxi]
İş analizi bir
işin en önemli yönlerini ortaya çıkararak o işi tanımlama ve çözümleme
sürecidir [xxii]. İş
analizlerinden ortaya çıkan iki sonuç, iş tanımlarının ortaya çıkarılması ve o
işin yürütülmesi için gereken bilgi, beceri ve tecrübenin (iş nitelikleri)
belirlenmesidir. İş analizinin yapılmasında başlıca üç yöntem vardır : kamera
gibi teknik donanımla işin sürekli izlenmesi, bu konuda uzmanlaşmış bir ekibin
işi gözleyerek ve işi yapanla görüşerek bilgi toplaması ve işi yapanlara anket
doldurtularak bilgi toplanması. Bu yöntemler birleştirilerek karma bir yöntem
de geliştirilebilir. İşin sürekli izlenmesi ve işi yapanla görüşülmesi, daha
sağlıklı bilgi toplama yöntemleri olsa da, daha fazla zaman ve masraf
gerektirir. Buna karşılık anket yöntemi hızlı ve ucuz olmakla birlikte
sonuçları daha sağlıksızdır.
İş tanımı, bir görevin halihazırda yapıldığı şekliyle tarif edilmesidir. Yazılı
bir şekilde görevin adını ve neyin, nerede ve nasıl yapıldığını açıklar [xxiii].
İş tanımlarının , uzman kişilerin
gözetimi ve desteğiyle bir anket formunun çalışanlar tarafından doldurularak
elde edilmesi önerilmektedir. Bu şekilde bir uygulama, bir görevin en iyi o
görevi icra eden tarafından bilinebileceği ve dolayısıyla tanımlanabileceği
varsayımına dayanmaktadır. Bununla birlikte o görevin amirinin de doldurulan
anketi gözden geçirmesinin yararlı olacağı değerlendirilmektedir. Nitekim o
görevi ikinci iyi bilen, o görevin amiridir. Böyle bir uygulama, anket
sonuçlarının daha sağlıklı olmasını sağlayacaktır.
Literatürde ve
uygulamada iş analizine yönelik bir çok anket formu bulunmaktadır. Anket
formuna pek çok spesifik bilgi alanı eklenebilir. Önemli olan organizasyonun
bünyesine uygun düşen ve uygulamada kullanılabilecek/sonuç çıkarılabilecek
bilgi alanlarının ankette yer almasıdır. Dolayısıyle bir organizasyon için
uygun olan anket formu, diğer bir şirketin ihtiyaçlarını karşılamayabilir. Bu
nedenle iş analizine yönelik anket formu, organizasyonun yapısına ve anketten
beklenen sonuçlara uygun olacak şekilde özel olarak düzenlenmelidir.
İş nitelikleri bir işin en iyi şekilde icra edilebilmesi
için gerekli olan bilgi, beceri ve tecrübenin belirlenmesidir. Uygulamada iş
nitelikleri de iş analiz anketi ile elde edilmektedir. Buradaki bir sakınca,
işi yapanın, işin gerçekte gerektirdiği nitelikler yerine, kendi sahip olduğu
nitelikleri yazma olasılığının bulunmasıdır. Bu sakınca, o kişinin
yöneticisinin anketi gözden geçirmesi ve insan kaynakları biriminin iş tanımına
göre iş niteliklerini tekrar değerlendirmesi suretiyle kısmen giderilebilir. İş
niteliklerinin olması gereken ve olması tercih edilen şeklinde
iki kategoride ele alınmasında yarar vardır. Birinci kategori, o iş için
gereken asgari nitelikleri belirler ve bu nitelikleri karşılamayan bir adayın o
işte istihdam edilme olanağı yoktur. İkinci kategori nitelikler ise, asgari
koşulları sağlayan birden fazla aday içinde o işe en uygun olanının
belirlenmesinde dikkate alınır.
Kadrolama : Personel kadroları belirlenirken, biribiriyle ilişkili işlevlerin ya
da temel faaliyetlerin yönetilebilecek büyüklükteki birimler içinde
gruplandırılmasına bölümlere ayırma ya da bölümlendirme [xxiv]
denilmektedir. Dolayısıyla kadro belirleme işlevi, benzer görevlerin aynı
bölümde alınması suretiyle bölümlendirmenin yapılmasını da sağlayacaktır.
Organizasyondaki
çok çeşitli işlerin belirli görevler altında toplanmasında dikkat edilecek en
önemli husus, görev alanlarının açık bir şekilde belirlenmesidir. Bundan
maksat, tüm işlerin belirli bir görevin altında yer alması (açıkta bir iş
kalmaması ) ve aynı işin birden fazla görevin alanına girmemesidir. Ayrıca her
görevin; yetki ve sorumluluklarının, hangi göreve bağlı ve hangi görevlerin kendisine bağlı olarak
çalışacağının, koordine edilecek ve bilgi verilecek görevlerin belirlenmesi de
görev alanı kavramı içinde değerlendirilmelidir.
Genellikle
organizasyonların işleyişinde karşılaşılan en büyük sorunlar, görev alanlarının
açık bir şekilde belirlenmemesinden kaynaklanır. Bir işin hiç bir görev
tarafından üstlenilmeden ortada bırakılması sıkça karşılaşılan olaylardandır.
Bu durumda genellikle bir üst yönetici devreye girer ve ilgisiz de olsa kendi
kanaatine göre o işi görevlerden birinin alanına koyar. Bu ise hem işin
yapılmasının gecikmesine, hem yöneticinin zamanının kaybına, bazen de uygun
olmayan iş dağılımına yol açar. Benzer şekilde aynı işin birden fazla görev
alanına girmesi, emek ve zaman kaybına, çoğu zaman da yetki ve sorumluluk
çatışmalarına neden olur.
Gerçekte tüm
işlerin ayrıntılı olarak düşünülüp görev alanlarının buna göre belirlenmesine
olanak yoktur. Ayrıca yapılacak işlerin zaman içinde değişmesi ve yeni işlerin
ortaya çıkması, görev alanlarının katı bir biçimde belirlenmesini engeller.
Bununla birlikte önemli işlerin görev alanlarının belirlenmesi ve yeni işlerin
görevlere dağıtımında standart bir prosedür geliştirilmesi suretiyle yukarıda
belirtilen sakıncaların büyük ölçüde giderilmesi mümkündür.
Organizasyon şeması, görevlerin organizasyon içindeki düzeyini,
yerini ve bağlantılarını açıkça gösterir. Bir anlamda organizasyonun kuş bakışı
çekilmiş bir fotoğrafıdır. Organizasyon kitabı ise, her bir görevin kadro
bilgilerini, görev alanını, görev tanımını ve görev niteliklerini içeren bir
dokümandır.
Organizasyon
şemaları, yazılı kaynaklardan daha çabuk ve anlaşılabilir biçimde örgütsel
ilişkileri açıklarlar. Yönetimin kullanabileceği bir iletişim aracı olarak, iyi
hazırlanmış bir organizasyon şeması ;
a.
İşlerin
uzmanlaşma ve bölünmesini,
b.
Biçimsel
haberleşme kanallarını,
c.
Sorumluluk
ve ilişkileri,
d.
Yetki
göçerme yollarını,
e.
Koordinasyon
ve entegrasyon noktalarını,
f.
Kimin
hangi iş ve mevkiye sahip olduğunu,
temel konular
olarak belirtmelidir [xxv].
Gerek organizasyon
şeması, gerekse organizasyon kitabı statiktir ve mevcut durumu yansıtır. Yeni
görevler ortaya çıktığında veya organizasyon kitabındaki bilgiler değiştiğinde,
bunlar da güncelleştirilmelidir. Bununla birlikte statik organizasyon yapısıyla
çok sık oynanması, işlerde düzensizliğe ve karmaşaya yol açabilir. Ayrıca
yapısal değişimler, bundan etkileneceklerin katılımlarının planlanmasını
gerektirir[xxvi].
Prosedürler ve Bilgi Akışı : Organizasyon şeması ve kitabı, organizasyonun
iskeletini ortaya koyar. Bu statik yapının işlevsel olabilmesi için ;
görevlerin nasıl icra edileceğini, yetkilerin ne şekilde kullanılacağını ve
sorumluluk usullerini gösteren prosedürler ile talimat ve bilgilerin kime, ne
zaman , hangi yolla ve ne içerikte aktarılacağını gösteren bilgi akış sisteminin
belirlenmiş olması gerekir. Bunlar da organizasyonun dinamik yönünü oluşturur.
Prosedürlerin
belirlenmesi, işlerin standart bir şekilde ve kısa zamanda yapılmasını
sağlaması yanında, yapılacak denetimi de kolaylaştırır. Böylece yetki ve
sorumluluk çatışmaları da asgari ölçüye iner. Prosedürlerin temel kaynağı
belirli bir alanı sistematik olarak düzenleyen yönetmelikler ile genelgelerdir.
Ayrıca daha basit konularda duyuru ile de düzenleme yapılabilir.
Bilgi akış
sistemi, dikey ve yatay formal iletişimi
düzenler. Dikey iletişim iki yönlüdür: Yönetimden çalışanlara yönetmelik,
genelge ve duyuru vb. araçlarla, çalışanlardan yönetime raporlar ve öngörülen
diğer yöntemlerle gerçekleştirilir. Yatay iletişim ise, aynı düzeyde görevler
arasında koordinasyon ve bilgi verme suretiyle sağlanır. Etkin bir yönetim ve
karar verme süreci için ayrıca informal (gayrıresmi) iletişim de dikkate
alınmalıdır. Yönetimin esas işlevinin karar verme süreci olduğu ve sağlıklı
kararların; doğru, yeterli ve zamanında gelen bilgiye dayandığı gözönünde
tutulursa özellikle çalışanlardan yönetime bilgi akışını sağlayan rapor
sisteminin çok iyi bir şekilde kurulması ve işletilmesi gereği ortaya çıkar.
Prosedürler ve
bilgi akışı konusunda üzerinde durulması gereken noktalardan biri, iyi bir
şekilde dizayn edilmeleri gerektiğidir. Bunun için de iyi bir araştırma
yapılmalıdır. Diğeri açık, anlaşılır, kolay uygulanabilir ve esnek olmaları
gerektiğidir. Özellikle karmaşık ve katı prosedürler, beklenen yararları
ortadan kaldırdığı gibi, bürokrasi veya kırtasiyecilik diye bilinen olumsuz bir
işleyişe yol açabilir. Bir başka nokta, bu konuda yapılan düzenlemelerin
sürekli gözden geçirilerek ihtiyaca veya mevzuata uygun değişikliklerin
yapılması gerektiğidir. Son olarak her türlü düzenlemenin uygulama durumunun
izlenmesini sağlayacak bir denetim mekanizmasının kurulmasının gerekli
olduğudur.
Süreçler ilk
doğduklarında genellikle basittirler. Ancak her yeni sorun ve beklenmedik
durumla birlikte birilerinin sürece, istisnalarla başa çıkabilmek için özel bir
durum ya da kural eklemesi sonucu süreç, zamanla karmaşıklaşır. Kısa bir süre
içinde süreç istisna ve özel durumlara boğulacaktır.[xxvii]
Böyle bir durumda mevcut prosedürleri basitleştirmek yerine, tümünü bir kenara
bırakıp özel ve istisnai durumları yönetimin yetki alanına bırakan yeni
prosedürler geliştirmek daha etkili olacaktır. Dolayısıyle prosedürleri sürekli
gözden geçirerek gerekli değişiklikleri yapmak, özel durumları düzenleyerek
prosedürleri karmaşıklaştırmak anlamında algılanmamalı, mevcut prosedürlerin
basitlik ve esnekliğinin bozulmadan yeni durumlara adapte edilmesi olarak
değerlendirilmelidir.
İŞE
ALIM YÖNETİMİ
Personel kadroları
ile personel mevcudunun karşılaştırılması sonucu personel ihtiyacı belirlenir[xxviii].
Bir organizasyonun, mevcut personel ihtiyacının yanında gelecekteki personel
ihtiyacını da tesbit edebilmesi gerekir. Personel planlamasının konusunu
oluşturan bu tür faaaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi için, organizasyonun
gelecekte alacağı şeklin ve personel ayrılma oranlarının tahmin edilmesi
gerekir. Personel organizasyonu ile belirlenen kadrolara gerektiği zaman uygun
nitelikli personel bulunması, seçme ve yerleştirme kapsamında ele alınır.
Personel planlamasının yapılabilmesi için bazı analizlerin
yapılması gerekir. Bunlardan biri olan iş yükü analizi, belirli bir süre içinde
belirli bir işin yapılması için gerekli personel sayısının belirlenmesini
sağlar. İşgücü analizinde ise devamsızlık ve işgücü devri [xxix]
durumu incelenir. Mevcut durumun incelenerek istatistiklerin ortaya konması,
gelecekteki durumun tahmin edilmesinde önemli bir araç rolü oynar.
Personel
planlaması, organizasyonun stratejik hedeflerine bağlı olarak yapıldığında,
stratejik planın da bir parçası haline gelir. Özellikle çok nitelikli
personelin yetiştirilmesinin uzun zaman aldığı göz önünde bulundurulursa,
personel planlaması ile kariyer planlamasının birlikte ele alınması gerektiği
ortaya çıkar.
Tedarik Kaynakları : İhtiyaç duyulan personelin sağlanabileceği
kaynaklardır. Tedarik kaynaklarının belirlenmesinde, insan kaynakları
politikası önemli bir yer tutar. Genel eğilim, ihtiyaç duyulan personelin,
insangücü ve kariyer planlaması ile şirket içinde yetiştirilerek sağlanmasıdır.
Bunun en büyük faydası, mevcut personelin şirkete bağlanması ve motivasyonunun
yüksek tutulmasıdır. Organizasyonların çoğu aşağıda belirtilen dört nedenden
ötürü iç kaynaklardan yararlanırlar [xxx]:
1.
Kolay
olması,
2.
İşgörenlerin
başarıları hakkında kayıtlara sahip olunması,
3.
Bu tür
işgörenlerin organizasyonu tanıması,
4.
İyi bir
moral kaynağı olarak değerlendirilmesi.
İnsan kaynakları
politikasının bu genel eğilime uygun olarak belirlenmesinde yarar vardır.
Organizasyonun mevcut personelinin bir tedarik kaynağı olabilmesi için,
öngörülen pozisyon için birden fazla aday arasında seçim işlemi yapılması
gerekir. Bu yapılmadığı taktirde bu atama ancak bir “yerleştirme” işlemi olarak
nitelenebilir ve bu işlemin personel tedariki ile işletmenin amaçlarına
ulaşmasında pek fazla bir katkısının olacağı söylenemez [xxxi].
Genel eğilim
şirket içi kaynaklardan yararlanması olmakla birlikte çok özellikli ve şirket
içinden yetiştirilmesi mümkün olmayan personel ihtiyacı yine işgücü
piyasasından sağlanacaktır. İşgücü piyasası ; her düzeyde ve alanda okullar,
rakipler ve diğer firmalar, işsizler, kendi hesabına çalışanlar, emekliler, ev
kadınları ve öğrenciler, taşeron firmalar, diğer kaynaklar[xxxii]
olarak alt kaynaklara ayrılabilir.
İhtiyaç duyulan
personelin niteliklerine ve tedarik kaynaklarına göre aday personelin şirkete
başvurması çeşitli yöntemlerle sağlanabilir. Bunların başlıcaları[xxxiii]
;
-
İş
duyuruları,
-
Kendiliğinden
başvurular ve firma veri tabanı,
-
Personelin
ve tanıdıkların tavsiyeleri,
-
Türkiye
İş Kurumu,
-
İnsan
kaynakları firmaları,
-
İnsan
kaynakları siteleri,
-
Sendikalar
ve mesleki kuruluşlar
-
Okullar
ve okul ziyaretleri
-
Zorunlu
hizmet uygulamaları,
-
Staj
uygulamaları,
-
Diğer
yöntemler
olarak
sıralanabilir.
Personel Seçim Sistemi : Organizasyonun ihtiyacı olan personelin
seçilmesinde hangi görevler için;
-
Personel
alım sürecinin başlatılmasına hangi makamın karar vereceği,
-
Hangi
tedarik kaynaklarının kullanılacağı,
-
Aday
personelin başvurusunun hangi yöntemle sağlanacağı,
-
Hangi
seçim aşamalarının hangi birimler tarafından uygulanacağı,
-
Çalışma
koşulları ve ücretin hangi makam tarafından saptanacağı,
-
Nihai
seçim kararını hangi makamın onaylayacağı,
sorularına cevap
verebilecek bir sistemdir.
İnsan kaynakları
yönetiminde en önemli süreçlerden biri ve bu nedenle de en çok bilineni
personel seçimidir. Personel ihtiyacını, görevin özellik ve gerektirdiği
niteliklere en uygun adayı bularak karşılaması, personel seçim sisteminin ana
amacıdır. Bu nedenle kurulacak bir personel seçim sisteminin yukarıda
belirtilen soruları karşılayabilecek prosedürleri içermesi gerekir.
Personel seçim
sistemi, organizasyon kitabında yer alan iş tanımları ve iş niteliklerinin,
aday personelin değerlendirilmesinde mutlak surette dikkate alınmasını
garantilemelidir. Eğer görev yeni oluşturulmuşsa, öncelikle görev kadroya ve
organizasyon kitabına ithal edilmeli, daha sonra seçim süreci başlatılmalıdır.
Aksi takdirde ne yapılacağı ve hangi
niteliklerin gerektiği açıkça belli olmayan bir görev için en uygun adayın
bulunması mümkün olamaz.
Personel seçiminde
adayların değerlendirilmesi aşamaları aşağıdaki gibidir[xxxiv]
:
-
Ön hazırlıklar :
-
Personel
istek formunun doldurulması
-
İş
profilinin çıkarılması
-
Personel
alımının onaylanması
-
Seçim
yönteminibelirlenmesi
-
İş
duyurusunun yapılması
-
İşe alım aşamaları :
-
Başvuruların
kabulü ve aday araştırması
-
Ön
inceleme
-
Ön
görüşme
-
Sınav/test
uygulaması
-
İşe alma
görüşmesi
-
Aday
geçmişinin ve referanslarının incelenmesi
-
Sağlık
muayenesi
-
Seçim
kararı
-
İşe
yerleştirme
Yukarıda belirtilen aşamalardan, işe alma görüşmesi hariç diğerleri
genellikle insan kaynakları birimince yürütülür. Bununla birlikte personel
seçiminde en önemli aşama işe alma görüşmesi, yani adayın talip olduğu görevin
amiri ile görüşmesidir. Çünkü esas itibariyle, amir çalışacağı kişiyi seçme
durumunda olacağından kritik karar ve bunun sorumluluğu kendisine ait
olacaktır. Bu nedenle de personel seçim sürecinde etkili olacak yöneticilerin
gerek personel seçim sistemi, gerekse etkili görüşme teknikleri konusunda
eğitilmesi gerekecektir.
PERFORMANS
YÖNETİMİ
Uzun dönemli
hedeflerdeki ve bunların ölçümlerindeki açıklığın sağlanamaması sonucu pratik
uygulamaları çıkmaza girmesine rağmen, stratejik düzeyde performans
değerlendirmesinin mevcut performasın uzun dönemli şirket amaçları ile uyumlu
olması gerektiği konusunda ileri sürülen
görüşler, en azından günümüzde teorik olarak kabul görmektedir[xxxv].
Uygulamada performans değerlendirmesi, bir yöneticinin, önceden saptanmış
standartlarla karşılaştırma ve ölçme yoluyla, çalışanların işteki performansını
değerlendirmesi sürecidir [xxxvi].
Performans
değerlendirmesi, performans yönetiminin bir parçasıdır. Performans yönetimi,
örgütü istenen amaçlara yöneltmek için örgütün mevcut ve geleceğe ilişkin
durumları ile ilgili bilgi toplama, bunları karşılaştırma ve performansın
sürekli gelişimini sağlayacak yeni ve gerekli etkinlikleri başlatma ve sürdürme
görevlerini yüklenen bir yönetim sürecidir. Örgütsel performans, ekonomik ve
insansal boyutu olan bir bütündür. İstenen performansı yakalamak ve bunu
sürdürebilmek için, bu boyutların birbirine eşdeğerde önemsenmesi gerekir [xxxvii].
Değerlendirme Kriteri : Çalışanların performans değerlendirmesinde
kullanılan ölçütlerdir. Bu kriterler, görevin gerektirdiği nitelikler
olabileceği gibi, çalışanların işteki başarımının ölçülmesinde kullanılan
özellikler de olabilir.
Performans
değerlendirmesi, esas olarak işteki başarımı, yani çalışma sonuçlarını ölçmeye yönelik olmalıdır. Bununla birlikte görevin
nasıl yerine getirildiği de önemlidir. Organizasyonun başarımı için sadece
kişisel başarımlar yeterli değildir. Eğer sadece sonuçlar dikkate alınacak
olursa, her ne pahasına olursa olsun kişisel başarımın gerçekleştirildiği,
ancak organizasyonun tüm hedeflerine ulaşamadığı gözlenebilecektir. Dolayısıyla
kişinin başarımı değerlendirilirken, diğer çalışanlarla işbirliği yapma, diğer
çalışanlarla ve müşterilerle iyi ilişkiler kurma, organizasyonun hedeflerini ön
planda tutma vb. niteliklerin de değerlendirme sürecine alınması gerekir.
Performans
değerlendirmesinde kullanılabilecek pek çok kriter vardır. Bu kriterler,
yapılan görevin niteliğine, değerlendirmede kullanılan yönteme ve değerlendirme
sonuçlarının kullanılacağı alana göre farklılık gösterir. Genel olarak
kriterleri, performans ölçütleri, performans özellikleri ve kişisel nitelikler
olarak üç kategoride toplayabiliriz. Performans ölçütleri, kişinin işinin hangi
derece ve kalitede yapıldığının değerlendirmesine yöneliktir. Perfomans
özellikleri; İletişim, iş ilişkileri, tertip ve düzen, verim vb. sonuçların
nasıl gerçekleştiğini ortaya koyar. Kişisel nitelikler ise; algılama,
değerlendirme, karar verme, eleştiriye açık olma, yaratıcılık, davranışsal
esneklik vb. kişilik özellikleridir. Kişisel nitelikler, ancak görev
nitelikleri gerektiriyorsa ve performans
üzerinde etkide bulunma potansiyeli varsa dikkate alınmalıdır. Çünkü çoğu
kişisel özellikler, kişinin karakterine bağlı olduğu için değişmez ve bunları
her performans değerlerme döneminde tekrar değerlendirmenin anlamı yoktur.
Kişisel nitelikler, performans değerlendirme süreci yerine, personel seçim
sürecinde dikkate alınmalıdır. Eğer çalışanda o görev için uygun olmayan
kişisel bir nitelik sonradan saptanmışsa, ya o niteliğin etkili olmadığı başka
bir göreve nakledilmeli, ya da iş akdine son verilmelidir.
Değerlendirme Yöntemi : Performans değerlendirmesi sürecinde;
-
Değerlendirmeyi
kimlerin yapacağı,
-
Değerlendirme
periyodlarının ve zamanının ne olacağı,
-
Değerlendirme
formunun içeriği ve hangi kriterlere göre değerlendirme yapılacağı,
-
Kriterlerin
nasıl yorumlanacağı, standartlarının ne olacağı ve nasıl ölçüleceği,
-
Kriterlerin
değerlendirme sonucuna ne oranda yansıyacağı ve sonucun nasıl hesaplanacağı,
-
Değerlendirme
sonuçlarının hangi alanlarda kullanılacağı,
sorularının
cevapları değerlendirme yöntemini oluşturur.
Performans
değerlendirmesi yöntemi, görevin niteliğine ve değerlendirme sonuçlarının
kullanılacağı alana göre farklılık gösterir. Her bir yöntemin kendine özgü
avantaj ve dezavantajları vardır. Tüm ihtiyaçları karşılayan ve eksiği olmayan
mükemmel bir değerlendirme yöntemi yoktur. Literatürde pek çok değerlendirme
yöntemi vardır. Bunların başlıcaları aşağıda belirtilmiştir [xxxviii]:
-
Dereceleme
ölçeği (Puanlandırma cetvelleri).
-
Karşılaştırma
yöntemleri ( sıralama, ikili karşılaştırma, zorunlu dağıtım)
-
Zorunlu
seçim.
-
Kontrol
listeleri ( normal, ağırlıklı ).
-
Kritik
olaylar.
-
Alan
incelemesi.
-
Amaçlara
göre yönetim.
-
Özdeğerlendirme.
-
Beşeri
aktiflerin hesaplanması.
-
Değerlendirme
merkezleri.
Literatürde
personelin performans değerlendirmesini bireysel bazdan çıkarıp, işletme
aktifleri içinde makro düzeyde inceleyen yaklaşımlar da geliştirilmiştir[xxxix].
Bu yaklaşımlara genel olarak beşeri kaynaklar muhasebesi denilmekte olup, örgüt
içi ve dışı bilgi gereksinimini karşılamak üzere işgörenlerin örgüte olan
maliyetleri ve değerleri hakkında bilgi sağlama amacı gütmektedir [xl].
Bu konuda literatürde geliştirilmiş bir çok model bulunmaktadır.
Performans değerlendirme
sonuçlarının nerede ve nasıl muhafaza edileceği, hangi alanlarda ne ölçüde ve
nasıl kullanılacağı prosedürlere bağlanmalıdır. Değerlendirme sonuçları ; ücret kademesinin belirlenmesinde, prim
ve ödül sisteminde, kariyer planlaması ve terfilerde, eğitim ihtiyaçlarının
belirlenme-sinde ve işten çıkarmada kullanılabilir. Bu alanları başlıca iki
kategoriye ayırabiliriz : iş başarımına yönelik sonuçlar ( ücret, prim, ödül,
işten çıkarma) ve mesleki gelişime yönelik sonuçlar ( kariyer planlaması, terfi
, eğitim ihtiyaçları) . Bu iki kategorideki sonuçlara yönelik değerlendirme
yöntemleri birbirinden oldukça farklı olduğundan, her iki kategorideki
sonuçlarda da kullanılabilecek karma bir yöntem kullanılması önerilmektedir.
Değerlendirme
sonuçlarının birçok alanda kullanılabilmesi ve kullanıldığı alanların
çalışanlar açısından büyük önem taşıması, performans değerlendirme sistemi
üzerinde hassasiyetle durulmasını gerektirmektedir. Öncelikle kurulacak sistem,
performans için gerekli ve ölçülebilir kriterlere dayanmalıdır. Sistemde,
çalışanın gelişiminin izlendiği bilgi haneleri bulunmalıdır. Özetle tüm sistem,
dikkatli bir şekilde kurulmalı ve belirlenen prosedürlere uyulmalıdır.
Performans
değerlendirme sonuçları hakkında çalışanın bilgisi bulunmalıdır. Bunun için ya
değerlendirme formu olduğu gibi değerlendirilen çalışana okutularak imza
ettirilmeli, ya da personelin iyi olduğu konuları devam ettirmesi, yetersiz
olduğu konuları geliştirmesi için sadece bu konularda geri besleme
sağlanmalıdır.
Değerlendirme
sonuçta, değerleyenin görüşlerini yansıtır ve tamamen objektif olan hiçbir
değerlendirme sistemi yoktur. Bununla birlikte değerleyiciler, olabildiğince
objektif (tarafsız) ve adil olmalıdırlar. Aksi taktirde sonuçlar güvenilir
olmayacak ve sistemden beklenen fayda sağlanamayacaktır. Bu nedenle
değerlendirme yapan amirler gerek performans değerlendirme süreci, gerekse
sıklıkla yapılan değerlendirme hataları konusunda eğitilmelidirler ve bu eğitim
de insan kaynakları biriminin sorumluluğundadır.
EĞİTİM
YÖNETİMİ
Eğitim yapılacak
alan ve konuların belirlenmesi, eğitim programlarının geliştirilmesi, eğitim
planının hazırlanması, çalışanların eğitim ihtiyaçlarının saptanması ve eğitim
alacak olanların seçilmesi, eğitimlerin politika, plan ve programlar dahilinde
icra edilmesi eğitim yönetiminin konusunu oluşturur.
Çalışanların
organizasyona katkılarının artırılması, niteliklerinin geliştirilmesi ile
mümkündür. Eğitim; bireylerin, bilgi, beceri ve davranışlarında kalıcı
değişiklikler meydana getirme süreci olduğuna göre çalışanların niteliklerinin
geliştirilmesinin yegane yolu eğitimdir. Ancak eğitim sağladığı birçok
faydasına karşılık pahalı bir süreç olup, eğitime ayrılacak kaynaklardan azami
verim sağlanması, iyi bir eğitim yönetimi ile mümkündür.
Eğitimden beklenen
ve beklenmeyen bir takım sonuçlar vardır. Beklenen sonuçlar şunlardır [xli]:
-
Nicelik
ve nitelik yönünden örgüt standartlarına uygun bir üretimin gerçekleşmesi,
-
Sürekli
iyileştirme çabası,
-
Kalite
düşüncesinde sınırsızlık,
-
Hatalı
üretim ve hizmeti azaltma,
-
İş
yöntemlerini geliştirme,
-
Çalışanın
iş gücü devrini en aza indirme,
-
İşbirliği
ve koordinasyonu kolaylaştırma,
-
Fazla
mesai giderlerini azaltma,
-
Bakım ve
onarım giderlerinde tasarruf,
-
İş
kazalarında azalma,
-
Moral
üzerinde olumlu etkiler,
-
Kısa
sürede ortama uyum sağlama.
Eğitimden
beklenmeyenler ise şunlardır [xlii]
:
-
Eğitim
her derde çare değildir,
-
Eğitim
örgütsel boşluklardan doğan problemler için çözüm değildir,
-
Eğitim
unutmaya engel değildir,
-
Eğitim
kötü bir eleman seçme ve işe yerleştirme sisteminin sakıncalarını ortadan
kaldırmaz,
-
Eğitim
yeni kapasite yaratmaz, var olanı geliştirir,
-
Eğitim
yönetim süreci ile birlikte düşünülmelidir,
-
Eğitim
bireysel, toplumsal ve ekonomik olarak işlev görür.
Toplam kalite ve
üretimde yeni bir organizasyonun başarısı, çalışanın daha iyi bir haberleşme
imkanına, daha çok sorumluluk, motivasyon ve eğitilmiş olmasına bağlıdır.
Böylece eğitim ve iş zenginleştirme temeli üzerine kurulan yeni bir sosyal
organizasyonun doğması mümkün olacaktır[xliii].
Dolayısıyla eğitim, organizasyonun toplam kalite yönetimindeki en önemli
unsurlardan biridir.
Eğitimin bir
yandan pahalı bir süreç olması, diğer yandan şirkete ekonomik katkılarının
doğrudan ölçülememesi, eğitime uygulamada genellikle sadece bir masraf merkezi
olarak bakılmasına neden olmaktadır. Bu sorun, eğitimin doğasından
kaynaklanmaktadır. Eğitimin çıktısı, daha bilgili, daha becerikli, hedeflenen
davranışları sergileyen, kısaca daha nitelikli personeldir. Eğitimin şirkete
katkısı, işte bu nitelikli personelin çalışmasındaki verim artışı ile
görülebilecektir. Verim artışına neden olabilecek pek çok faktör olduğundan,
eğitimin verim artışındaki payının doğrudan ölçülmesi de oldukça zordur.
Bununla birlikte
şirketler, giderek insan kaynaklarını geliştirmeye daha çok önem vermekte ve bunun sonucu olarak
eğitim ön plana çıkmaktadır. Katkıları doğrudan ölçülemese de, eğitime ayrılan
kaynakların rasyonel ve etkin bir biçimde kullanılması mümkündür. Eğitim
yönetimi ilkeleri de zaten bu amaca hizmet etmek için geliştirilmiştir.
Eğitim İhtiyaçları ve Seçim : Çalışanların hangi alanlarda eğitime ihtiyacı
olduğunun ve bu alanlarda hangi çalışanların eğitime ihtiyacı olduğunun
belirlenmesidir. Her operasyon yöneticisi, kendi çalışanlarının eğitim
ihtiyaçlarının belirlenmesinin sorumluluğunu üzerine almalıdır. Bu belirleme,
performans değerlendirmesinin sonuçlarına göre yapılmalıdır [xliv].
Eğitim pahalı bir
araç olduğundan, yerinde kullanılmalıdır. Yani, eğitim verilecek alanlar,
eğitime katılması gerekenler; eğitimin yeri, zamanı ve biçimi doğru bir şekilde
tesbit edilmelidir. Eğitimin genel amacı çalışanların niteliklerini geliştirmek
ise de, bu gelişigüzel bir şekilde yapılamaz. Eğitim, ihtiyacı olan kişilere
ihtiyaç duyulan alanlarda yaptırılırsa verim sağlanabilir. Bunun için de,
eğitimin, kariyer planlarında öngörülen alanlarda ( dolayısıyla iş
niteliklerine uygun) olması ve performans değerlendirmesi sonucu o alanda
eğitim görmesine ihtiyaç duyulan çalışana verilmesi gerekmektedir. Eğitim
verilecek alanlar saptandıktan sonra, eğitim
programları ile;
-
Eğitimin
amacı ve eğitim hedefleri,
-
Eğitime
katılacaklarda aranan nitelikler,
-
Eğitim
yeri, süresi ve kullanılacak eğitim malzemeleri,
-
Eğitimde
verilecek her bir dersin; amacı,hedefleri, ders saati sayısı, konular ve ders
işleme planı,
-
Ölçme ve
değerlendirme ilkeleri ve sistemi,
belirlenir.
Çalışanlara
verilecek eğitimler farklı kaynaklardan sağlanabilir. Organizasyon bazı
alanlarda hizmetiçi eğitim uygulayabilir. Yurt içi veya yurtdışı özel eğitim
firmalarından yararlanılabileceği gibi, üniversite proğramları da dikkate
alınabilir. Organizasyon dışında verilen eğitimlerin proğramları, genellikle
organizasyonun müdahalesi olmaksızın, eğitimi veren kuruluş tarafından
belirlenir. Bir eğitimin organizasyon ihtiyaçlarını ne derecede
karşılayabileceği, ancak eğitim programının incelenmesi suretiyle
anlaşılabilir. Organizasyon içinde
verilecek eğitimler, teorik, uygulamalı ve işbaşında olabilir. Hangi şeklide
verilirse verilsin, her eğitim önceden hazırlanmış eğitim proğramı çerçevesinde
verilmelidir.
Eğitimler hangi
kaynaktan sağlanırsa sağlansın, organizasyonun sunduğu tüm eğitim olanakları,
-
Eğitimin
adı, yeri, süresi, amacı,
-
Eğitimi
veren kuruluş,
-
Eğitimin
kapsamı (dersler ve konular özet olarak),
-
Eğitime
katılacaklarda aranan nitelikler, başvuru ve seçim şekli,
konularını
içerecek şekilde tanıtan bir eğitim kataloğu içinde yer almalıdır.
Organizasyon
tarafından verilmesi genel kabul görmüş eğitimler ; oryantasyon (işe
alıştırma), yönetici adayı (management traniee) yetiştirme ve staj
eğitimleridir. Organizasyonların en azından bu üç konuda eğitim proğramları
hazırlaması gerekir. Ayrıca duruma göre bilgisayar paket proğramları, yönetim
becerileri (performans değerlendirme, görüşme teknikleri vb.) gibi alanlarda
eğitimler verilebilir.
Eğitimin Yönetilmesi : bir takvim yılı içinde çalışanlara
sağlanması öngörülen eğitimlerin ; kontenjan, tarih ve yerlerinin belirlenmesi
sonucu eğitim planı oluşur. Yıl içerisinde önceden öngörülmemiş ihtiyaçlar
ortaya çıktığında plan revize edilir. Eğitimler eğitim planına ve proğramlarına
uygun olarak icra edilir ve sonuçlar değerlendirilir. Eğitim planının, eğitim
kataloğundaki tüm eğitimleri içermesi gerekmez. Eğitim kataloğu, organizasyon
tarafından sağlanan tüm eğitimlerin envanteridir. Eğitim planında ise bir eğitim, ihtiyaca göre yılda birden çok
kez verilebileceği gibi hiç verilmeyebilir de. Buna göre eğitim planı,
katalogda belirtilen eğitimlerin eylem planı olarak değerlendirilebilir.
Kuşkusuz bu plan esnek olmalı, ancak bu esneklik plan yapılmasının anlamını değiştirecek
tarzda geniş olmamalıdır.
Eğitimin değerlendirilmesi :
Genellikle eğitim etkinliklerinin amacına ulaşıp ulaşmadığını
belirlemek, amaçlara ulaşma derecesini saptamak ve buna göre eğitim
programlarının geliştirilmesine katkıda bulunmak üzere, her eğitim etkinliği
sonunda bir değerlendirme yapılır[xlv].
Eğitim sonucunda değerlendirmenin ne tarzda yapılacağı ve nerelerde
kullanılacağı da önceden belirli olmalıdır. Ölçme ve değerlendirme, eğitime
katılan bazında eğitim faaliyetinin bir parçası olarak yapılabileceği gibi
(eğitilen başarımı), eğitilenlerin eğitim sonrasında işlerindeki performans
değişikliğine göre eğitim hedeflerine ulaşılıp ulaşılmadığının
değerlendirilmesi (eğitimin başarısı) şeklinde de yapılabilir.
Eğitiminin
organizasyonlara ne gibi katkılar sağladığı, dolayısıyla eğitim sonuçlarınının
ölçümü, organizasyonlar kadar eğitim veren kuruluşlarının da ilgisini çeken bir
konudur[xlvi].
Sonuçta eğitim kuruluşlarının faaliyetlerinin sürekliliği, verdikleri eğitimin
başarısı ile sağlanabilir.
KARİYER
YÖNETİMİ
Kariyer yönetimi,
bireyin kariyer planının, organizasyonun kariyer geliştirme araçları ile
desteklenmesidir. Organizasyon açısından bakıldığında kariyer yönetimi,
personelin organizasyon içinde gelişmesinin ve yükselmesinin prosedürlere bağlanması
ve bu olanaklar konusunda personele danışmanlık yapılmasıdır[xlvii].
Kariyer yönetiminde iş nitelikleri ve performans değerlendirme sonuçları
birlikte dikkate alınır.
Kariyer yönetimi,
son yıllarda önemi gittikçe artan ve nitelikli personel istihdamının en önemli
koşullarından biri haline gelen bir insan kaynakları fonksiyonudur. Öyleki,
yeni nesil personel adayları, görevin ücreti ve ünvanından çok, organizasyonda
kariyer planlaması yapılıp yapılmadığı ve kariyer geliştirme olanakları
üzerinde durmaktadır. Ciddi kariyer geliştirme olanaklar sunan organizasyonlar,
daha nitelikli personeli, üstelik daha uygun koşullarla kendi bünyesine
kazandırabilmektedirler. Bunun nedeni, gelişen ekonomik koşullar içinde
insanların güç, başarı ve statü gibi saygınlık ihtiyaçlarının[xlviii]
giderek daha ön plana çıkması ve tüm potansiyellerini kullanabilecekleri,
dolayısıyla kendilerini gerçekleyebilecekleri ortamları aramalarıdır.
Kariyer
yönetiminin temel girdileri, organizasyon kitabındaki iş tanımları ve
nitelikleridir. Bunlardan yola çıkarak görevler arasındaki gelişim çizgileri
saptanabilir ve sonuçta tüm organizasyon için kariyer haritası oluşturabilir.
Bu haritada hangi görevlerden sonra hangi görevlere gelinebileceği ve bunun
için gerekli eğitim, beceri, tecrübe ve performans düzeyi belirlenmiş
olmalıdır. Kariyer danışmanlığı ise, kişinin nitelik ve yeteneklerine uygun
olan kariyer yolunda ilerlemesi için kişiye gelişme göstermesi beklenen konular
hakkında yardımcı olunmasıdır.
ÜCRET
YÖNETİMİ
Çalışanlara hangi
periyotlarla (haftalık, aylık vb.), hangi ölçüte göre (saat veya ay) ve hangi
miktarlarda ücret ödeneceğinin belirlendiği prosedürlerdir. Ücret çalışanın
çalışması karşılığında şirketten sağladığı ekonomik yararlar arasında en önemli
yeri tutmaktadır. Diğer ekonomik yararlar, primler ve ödüller ile sosyal
kolaylıklar ( yemek, ulaşım , özel sağlık sigortası, lojman, araç, telefon vb.)
dır. Ücret, nitelikli çalışanlar için
bile hala büyük önem taşımakta ve ücret politikası, çalışanların motivasyonunda
önemli bir yer tutmaktadır[xlix].
Bu nedenle istikrarlı ve adil bir ücret politikası oluşturulması zorunludur.
Çalışanlar
organizasyonlardan ekonomik yararlar dışında sosyolojik ve psikolojik yararlar
da sağlarlar. Bir gruba ait olma, statü, iş doyumu bu tür yararlara örnek
olarak verilebilir. Çalışan, organizasyona yaptığı katkıları, organizasyondan
elde ettiği tüm yararlarla karşılaştırır ve bunlar arasında bir denge kurar.
Çalışanlara iyi bir çalışma ortamı yaratılmasının önemi de burada yatmaktadır.
İyi bir çalışma ortamı sağlayan bir organizasyon, daha kötü çalışma ortamı olan
bir organizasyona nazaran çalışanlarına daha az ekonomik yararlar sağlayarak
faaliyetlerini sürdürebilir. İnsan kaynakları politikalarının çalışanların
huzur ve mutluluğunu öne çıkarmasının önemi bundandır.
Ücreti tayin eden
makro ve mikro düzeyde bir çok faktör vardır. Ücret baremleri bahsinde geçen iş
tanımları ve iş nitelikleri, mikro ( işletme içi) düzeyde olup, bunların dışında ücreti tayin eden pek çok
makro faktör vardır [l]:
-
Ekonominin
gelişme seviyesi ( teknolojik gelişme ile beraber ),
-
Ekonomideki
istihdam haddi ve işsizlik oranı,
-
Konjonktürel
dalgalanmalar,
-
Sermayenin
nisbi fiyatı ( maliyeti ),
-
Emek
prodüktivitesi,
-
Fiyatlardaki
artış seyri ( hayat pahalılığı, geçinme indeksleri )
-
Karlılık,
-
Konsantrasyon
oranı ( işletme cesameti, yani, toplu sözleşme ile kapsanan endüstrinin
istihdam ve katma değer bakımlarından toplam ekonomi içindeki önemi ve ağırlığı
),
-
Dış
ticaret haddi ( özellikle ihracat ekonomileri için )
-
Sendikalaşma
oranı ( sendikaların ve işverenlerin kuvvetleri ve aktiviteleri )
-
Toplu iş
sözleşmelerinin cereyan ettiği saha ve süresi,
-
Mevcut
ücret bünyesinin bozulmaması, yani muhafaza edilmesi gayreti,
-
İşçilerin
grev mantalitesi,
-
Kanuni
asgari ücretler,
-
Ücret
teşekkülüne devletin müdahalesi,
-
Hükümetlerin
dolaylı tesirleri ( bilhassa sola eğilimli hükümetler kanalıyla),
-
Taraflarca
ve hükümetçe tesbit edilmiş ücretlerin mevcudiyeti,
-
Diğer
faktörler.
Ücret Baremleri : Çalışanların
mevki ve statülerine göre alt ve üst sınırları belirli ücret aralıklarıdır. Bu
aralık içerisinde dereceleme yapıldığında her bir derece veya basamak, ücret
kademesi olarak adlandırılır. Ücret barem ve kademelerinden oluşan sisteme
ücret skalası denilmektedir. Adil bir ücret politikası, iş analizi sonucu ortaya
çıkarılan iş tanımları ve iş nitelikleri değerlendirilerek yapılan bir ücret
skalası ile sağlanabilir.
Ücret skalası
belirlenirken, her bir mevki ve statünün ücret aralıklarının olabildiğince
geniş olmasına dikkat edilmelidir. Bunun yararı, nitelikli personeli işe
alırken prosedürleri bozmadan esnek davranabilmek ve başarılı mevcut
çalışanları, terfi etmek zorunda kalmaksızın ücret açısından
ilerletebilmektedir. Bir personelin ücret olarak ilerlemesi gerektiği her
durum, bu kişinin terfi edeceği göreve hazır olduğu anlamına gelmez. Ücret
artırımı ve terfi biribirinden farklı kavramlar olup, ücret baremleri
çalışanların ücretlerinin reel olarak artırılmasına olanak verecek esnekliği
sağlayabilmelidir. Tüm organizasyondaki en düşük ve en yüksek ücret arasındaki
farkı açmaksızın ücret baremlerinin esnek olmasını sağlamanın yegane yolu,
ücret baremlerinin birbirine geçmeli olarak belirlenmesidir. Baremlerin
birbirine geçmeli olması, bir üst baremin alt sınırının, altındaki baremin üst
sınırından daha yukarıda belirlenmesi zorunluluğunun bulunmaması anlamına
gelmektedir.
Ücret Derecelemesi , çalışan veya işe yeni giren bir personelin,
tabi olduğu ücret baremi içinde uygun bir ücret kademesine yerleştirilmesidir. İşe yeni giren personelin kural olarak
o ücret baremindeki en alt kademeden başlatılması gerekir. Bununla birlikte
aday personelin nitelikleri ( geçmiş iş tecrübesi, eğitimi, becerileri) daha
üst bir kademeden işe başlatılmasını gerektirebilir. Hatta nitelikli personeli
organizasyon bünyesine çekebilmek ve diğer organizasyonlarla rekabet edebilecek
esneklikte olabilmek için bu zorunludur. Ancak üst kademelerden işe almak için
hangi kademelere kadar hangi makamların yetkili olduğu önceden belirlenmelidir.
Mevcut çalışanlar hazırlanan ücret skalasına bir kez yerleştirildikten sonra,
performans değerlendirme sonuçlarına göre kademeleri ilerlemelidir.
Ücret skalası,
belirli periyotlarla ( örneğin altı ayda bir ) organizasyonun genel ücret artış
politikasına uygun olarak güncelleştirilmelidir. Bu, her çalışanın ücretinin,
genel ücret artışı oranında artacağı anlamına gelir. Ayrıca kendisinden
beklenen görevleri normal bir performansla yerine getirmiş bir personelin de,
en az bir kademe ilerletilmesi gerekir. Buna, organizasyona bir yıl daha hizmet
etmiş olmanın ödülü olarak bakılabilir. Bu uygulama, personelin organizasyona
bağlı kalmasını sağlayan önlemlerden bir tanesidir. Deneyimli personelin
organizasyonda kalmasının yararları ise oldukça açıktır.
Prim sistemi : Çalışanlara performanslarına bağlı olarak ücret
dışı yapılan ödemeler prim, ve ödemelerin belirli kural ve prosedürlere
bağlanması ise prim sistemi olarak bilinir. Ödüller ise, çalışanlara üstün
gayretleri ve organizasyona yaptığı önemli katkıları nedeniyle sağlanan
ekonomik yararlardır.
Prim sistemi de
ücret sistemi gibi çalışanları doğrudan ilgilendiren bir alandır. Hatta bir çok
kaynakta ücretin bir parçası olarak belirtilir. Bu nedenle olabildiğince adil
bir sistem geliştirme zorunluluğu vardır. Primler tamamen performans
değerlendirme sonuçlarına bağlanabileceği gibi, kısmen bu sonuçlara kısmen de
bölümün/projenin/şirketin performans ve verimliliğine bağlanabilir. Ama her
durumda operasyon yöneticilerinin prim sistemin geliştirilmesinde ve
uygulanmasında yer alması gerekmektedir[li].
Prim sisteminde
dikkat edilmesi gereken hususlardan biri primin her çalışana performansı
ölçüsünde farklı uygulanmasıdır. Periyodik olarak her çalışana maaşının belirli
bir katı kadar para verilmesi, bunun sabit ücretin bir parçası olarak
algılanmasına yol açar ve primin motive edici bir fonksiyonu kalmaz. Diğer bir
husus prim dağıtımının önceden belirli kıstaslara dayanması ve adil olmasıdır.
Aksine uygulama, bir kısım personelin kayırıldığı izlenimi verir ve prim
sisteminin motivasyon artırıcı özelliği tersine işlemeye başlar.
Ücret Analizleri : Şirketteki her bir pozisyon türünün
ücretinin;
- Şirketteki diğer pozisyonların ücretleri ile,
- Aynı sektörde diğer şirketlerdeki benzer pozisyonların ücretleri ile,
- Diğer sektörlerdeki benzer pozisyonların ücretleri ile,
karşılaştırılması
suretiyle incelenmesidir.
Birinci
karşılaştırma, şirketin ücret yapısının özelliklerini ortaya koyar. Bu bağlamda
ücret yapısının dengeli ve adil olup olmadığı anlaşılabilir. İkinci
karşılaştırma, şirketin ücret yapısının sektör içindeki konumunu gösterir.
Şirketin aynı sektördeki diğer firmalarla rekabet halinde olduğu gözönünde
bulundurulacak olursa, bu karşılaştırmanın önemi daha iyi anlaşılır. Üstelik bu
karşılaştırmada her bir pozisyonun tam karşılığını bulmak mümkündür. Bu yüzden
ücret analizleri denildiğinde genellikle bu tür karşılaştırmalar
kastedilmektedir. Bir şirketin genel ücret seviyesi, iş değerlendirilmesinden
ziyade iş piyasası faktörlerine tabidir [lii].
Son karşılaştırma şirketin ücret yapısının genel ekonomi, dolayısıyla tüm ülke
ücret yapısı içindeki yerini gösterir. Bu karşılaştırmada da bütün
pozisyonların karşılığını bulma olanağı yoktur.
Ücret analizleri
şirketin ücret yapısının; kendi içindeki, sektör içindeki ve genel ekonomi
içindeki konumunu ortaya koymakla, daha adil ve dengeli bir ücret yapısının
kurulmasına olanak hazırlar. Ayrıca mevcut ücret yapısının, seçilen ücret
politikası ( sektör ortalamasının altında, civarında veya üstünde) ile insan
kaynakları politikasına uyumlu olup olmadığının ortaya çıkarılmasını sağlar.
İlave olarak şirket içi ücret analizleri, personel bütçesinin hazırlanmasında
da önemli bir rol oynar. Yapılabilacek ücret artışlarının personel bütçesine ne
şekilde yansıyacağı, şirket içi ücret analizlerinin kullanım alanlarından biridir.
Sağlıklı ücret
analizleri yapılmasının temel koşulu, sağlıklı verilerin elde edilmesidir.
Şirket içi analizlerde bu bakımdan bir problem yoktur. Ancak özellikle sektör
içi analizlerin yapılmasında, diğer şirketlerle güvenilir bir ücret bilgisi
değişim sisteminin geliştirilmesi gerekir. Aksi taktirde diğer şirketlerin
ücret verilerine ulaşmak oldukça zordur. Genel ekonomi içinde yapılacak ücret
analizlerinde ise, genel veri kaynaklarından ( medya, ekonomik rapor ve
bültenler, sendika ve dernek araştırma sonuçları, insan kaynakları
şirketlerinin araştırmaları vb.) yararlanmak yeterli olacaktır. Sağlıklı ücret
analizleri yapılmasının diğer bir koşulu, ücret bilgisi alınan şirketlerde
pozisyonların aynı anlama gelecek şekilde kullanılması, iş tanımlarının, yetki
ve sorumluluklarının birbirine benzemesidir. Aksi taktirde aynı ada sahip
olmakla birlikte, birbirinden oldukça farklı niteliklere sahip olan
pozisyonların karşılaştırılması söz konusu olabilecektir. Diğer bir koşul,
ücret dışında sağlanan diğer ekonomik yararların da benzer olması, ya da en
azından yapılacak değerlendirmelerde dikkate alınmaları gerekliliğidir.
MOTİVASYON
YÖNETİMİ
Çalışanların
işlerini etkin ve verimli biçimde yapmalarını sağlayacak iş ve ilişki ortamının
sağlanmasıdır. Bir işi yapma isteği [liii]
olarak tanımlanan motivasyon, çalışanların işlerini önemli hedeflerine ulaşmada
bir araç olarak görmelerini sağlamak suretiyle artırılabilir. Motivasyonda
temel amaç, işgörenlerin istekli, verimli ve etkili çalışmasını sağlamaktır. Bu
amacı gerçekleştirmek için işletme yöneticileri ve bilim adamları, bir çok
uygulama örnekleri ve önerileri sunmuşlardır[liv].
İnsan kaynakları
fonksiyonları arasında belki en önemlisi olan motivasyon, aynı zamanda
uygulamada en fazla ihmal edilenidir. Bunda yöneticilerin motivasyonun yüksek
tutulması ile organizasyonun neler kazanabileceğini somut olarak öngörememeleri
etkili olmaktadır. Eğitimde olduğu gibi, motivasyonun yüksek tutulması için
bazı ek maliyetlere katlanılması gerekir ve ne yazık ki sağlanan ekonomik yarar
doğrudan ölçülemez. Bununla birlikte, organizasyona daha nitelikli elemanların
çekilmesi, mevcut nitelikli elemanların uzun süre organizasyon bünyesinde
tutulması, çalışanların daha verimli olması, motivasyonun yüksek tutulduğu
çalışma ortamları ile mümkündür.
Çalışanları motive
eden faktörler, kişiden kişiye değişir. Kişilerin psikolojik yapıları,
dolayısıyla onları motive edecek araçlar birbirinden farklıdır. Motivasyon
araçlarını kullanırken bireysel farklılıklar gözönünde tutulmalıdır. Psikologlar
çalışan insanları altı ana psikolojik gruba ayırırlar [lv]:
-
Emniyet
arayan personel
-
Mükemmellik
isteyen personel
-
Kendisine
önem verilmesini isteyen personel
-
Sorumluluk
seven personel
-
Prestij
arayan personel
-
Herkes
tarafından kabul edilmesini isteyen personel
Bir çalışan
yukarıdaki gruplardan birden fazlasının özelliklerini gösterebilirse de bir
özellik baskın olarak bulunur. Her bir gruptaki personeli harekete geçiren
motivasyon faktörleri farklı olduğundan, kullanılacak motivasyon aracının
seçiminde çalışanın psikolojik durumunu da dikkate almak gerekecektir.
Maddi olmayan motivasyon : Çalışanlara ekonomik yarar sağlamadan sosyal
ve psikolojik tatmin yoluyla motivasyonu artırmaya yönelik faaliyetlerdir.
Kalite çemberleri oluşturma, başarılı personelin sözlü veya yazılı olarak
takdir edilmesi, yönetime katılım uygulamaları vb. örnek olarak verilebilir.
Gerçekte çalışanları motive edebilecek pek çok yöntem vardır :
-
Belirli
aralıklarla kokteyl/şirket yemeği düzenlenmesi,
-
Piknik /
gezi / spor karşılaşmaları yoluyla çalışanların biraraya getirilmesi,
-
Şirket
bülteni ve duyuru panoları ile çalışanlar ve şirket hakkında bilgi verilmesi,
-
Çalışanların
önemli günlerinin hatırlanması, iyi ve kötü gününde yanında olunması,
-
Ofis/çalışma
ekipmanlarının tamam olması, temiz ve düzenli çalışma ortamı sağlanması, vb.
Yukarıdaki
örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu faaliyetlerdeki temel ilkeler, çalışanlarla
iyi iletişim kurulması ve çalışana saygıdır. Kuşkusuz bu konuda yapılacak tüm
faaliyetler kaynağını, şirketin insan kaynakları politikasında belirtilen ilke
ve değerlerde bulacaktır.
Toplumdaki birey
ve sosyal gruplar maddi tatmine kavuşmalarına, sosyal güvenliğe sahip
olmalarına rağmen, içine düştükleri manevi boşluk ve tatminsizlik dolayısıyla
karşılaştıkları buhranlar; maddi tatmine rağmen ortaya çıkmaktadır [lvi].
Bu nedenle sadece ekonomik yararlar, personelin iş tatmini için yeterli
olmamakta, motivasyon artırıcı faaliyetlerin de ekonomik yararlarla birlikte
yürütülmesi gerekmektedir.
Gayrimaddi
motivasyon araçlarından biri olan katılım örgütsel davranış açısından,
kişilerin kendilerini grup amaçlarına katkıda bulunmaya ve onlar için
sorumluluk paylaşmaya yüreklendiren bir grup ortamının içine zihinsel ve
duygusal açıdan içerilmeleri olarak tanımlanır [lvii]. Bu, çalışanın yaptığı iş ile ilgili
kararlarda etkili olması anlamına gelir. Çalışanın katılımı, içinde bulunduğu
grupla ilgili olabileceği gibi, tüm organizasyonun yönetimine katılma biçiminde
de olabilir. Bu ikinci durum endüstri ilişkileri literatüründe yönetime katılım
olarak adlandırılır. Yönetime katılma değişik biçim ve oranlarda
gerçekleşebilir. Genellikle yönetime katılmada çalışanların çıkarlarının
korunması ve artırılması anlamı mevcuttur [lviii].
Bununla birlikte çalışanların yönetime katılımı, organizasyonun çıkarlarının
gözardı edilmesi anlamına gelmez. Tam aksine çalışanların çıkarlarının
artırılmasının organizasyonun verimli işlemesine bağlı olacağı ortaya konarak
işbirliği ruhunun geliştirilmesi sağlanabilir.
Diğer yandan tüm
insan kaynakları fonksiyonlarının, gayrimaddi motivasyon sağlayıcı bir faktör
olma özelliği vardır. İyi bir kariyer yönetim sisteminin kurulmuş olması,
yeterli ve adil bir ücret sistemi, etkili ve objektif bir performans
değerlendirme sistemi, mesleki ve kişisel gelişimi sağlayan eğitim olanakları
kişinin yetkinliklerini dikkate alan bir kariyer yönetim sistemi vb.
çalışanları motive edecek özelliklere sahiptir. Doğal olarak bu sistemlerin
olmaması, kötü kurulmuş yada işletiliyor olması da motivasyon üzerinde olumsuz
etki yapacaktır. Dolayısıyla motivasyon, hem insan kaynakları sürecinin bir
parçası, hem de bir ürünüdür.
Sosyal Hizmetler : Bu tür kolaylıklar ücret ve prim gibi nakdi
olmamakla birlikte çalışanların bu tür harcamalarından tasarruf yapmaları
suretiyle ekonomik katkı sağlar. Dolayısıyla çalışanlar, ücret ve prim dışında
sağladıkları ekonomik yararları da, kendilerinin şirkete katkılarını ve
alternatif iş olanaklarını değerlendirirken
dikkate alırlar.
Günümüzde sosyal
hizmetler çok genişlemiştir. Lojman, kreş , okul, çalışanların çocuklarına
sağlanan burslar, tatil olanakları, araç, telefon, psikolojik danışmanlık,
hukuki danışmanlık, şirket ürünlerinden indirimli yararlanma bu hizmetlerden
bazılarıdır. Dolayısıyla sadece ücret açısından üstün konumda olmak rekabet
için yeterli olmamakta, sosyal hizmetler açısından da en azından sektör
ortalamasında bir yerde bulunmak gerekmektedir. İnsan kaynakları alanında
rekabet arttıkça sosyal hizmetlerin çeşit ve içerik olarak artacağı
söylenebilir.
İK
BİLGİ SİSTEMİ
1990’lı yılların
yüksek teknoloji dünyasında bir çok İK faaliyeti, uzmanlık deneyimi gerektirir
olmuştur[lix].
Bu da bilgisayarlardan yararlanarak uzman sistemlerin kurulmasını
gerektirmiştir. Bilişim teknolojisindeki gelişmelerin insan kaynakları yönetimi
alanına yansıması, İK bilgi sistemlerinin geliştirilmesi yönünde olmuştur. İyi
işleyen bir İK bilgi sistemi, yönetim süreçlerinin ve bilgisayar sistemlerinin
bir birleşimidir[lx].
Şekil-3 ‘de yer alan bileşenlerden herhangi birinin olmaması, İK bilgi
sisteminin eksik ve yetersiz olmasına neden olur.
Bilişim
teknolojisinin günümüzde ulaştığı gelişim düzeyi, bir çok İK fonksiyonuna
ilişkin işlemlerin bilgisayar ortamında yapılabilmesine olanak vermektedir. Bu
gelişim sonucunda, İK fonksiyonlarının sadece İK yönetici ve çalışanları tarafından
gerçekleştirilmesi yerini, organizasyondaki diğer yöneticilerin ve çalışanların
kendilerine ait bilgileri yönetmeleri eğilimine bırakmış, böylece İK bölümleri
planlama ve geliştirmeye daha çok zaman ayırmaya başlamıştır[lxi].
Ve diğer
destek verileri Donanım
İşten ayrılan verileri Yazılım Sistemi
İNSAN
KAYNAKLARI BİLGİ SİSTEMİ
Çalışanlar Politika ve Yönetim
Ve
prosedürler Süreçleri
Şekil - 3: İK Bilgi sisteminin
bileşenleri
Kaynak
: Wincent R.Ceriello - Cristine Freeman, Human Resources Management Systems - Strategies, Tactics and
Techniques, Lexington Books, New York, 1991, s.7.
İK bilgi sistemi,
aslında organizasyonun yönetim bilgi sisteminin bir modülüdür. Bu modül
içerisinde bir çok alt modül yer alabilir. Bunların başlıcaları aşağıda
belirtilmiştir [lxii]:
-
Organizasyonun
tanımı
-
Yönetim
politikaları tanımı
-
Sistem
kullanıcıları
-
Personel
kimlik bilgileri
-
Personel
yönetimi
-
İş
nitelikleri
-
İşe alma
ve yerleştirme
-
Organizasyonel
yapı
-
Bütçe ve
planlama
-
Eğitim
-
Performans
değerleme
-
Kariyer
planlama ve yönetimi
-
Bordro
-
Sağlık
takibi
-
İzin
-
Tahsisli
kaynakların yönetimi
-
Zaman
yönetimi
-
Seyahat
yönetimi
-
Anket
Yukarıdaki alt
modüller, insan kaynakları fonksiyonları ile ilgili faaliyetlerde bilişim
teknolojinden yararlanma olanaklarına bir örnek olup bunlarla sınırlı değildir.
Teknolojik gelişim her geçen gün yeni bir olanağı kullanıma açmaktadır. Söz gelimi İK bilgi sisteminin internet ve
intranet teknolojisi ile desteklenmesi, bu sistemlerin kullanılırlığını
kolaylaştırmış, hızını ve verimini artırmış ve organizasyonlara büyük
kolaylıklar sağlamıştır.
İnsan kaynakları
uygulamalarının elektronik ortama taşınması, İK çalışanlarının işlerini
kolaylaştırmasının ve uygulamaların verimliliğini artırmasının yanısıra
çalışanların uygulamalara aktif katılımını da sağlamakta, bu sayede çalışan
tatmini de artmaktadır[lxiii].
Bunun sonucu insan kaynakları sadece rutinleşmiş işlerin yapıldığı bir bölüm
olarak görünmek yerine “Stratejik İş Ortağı”
olarak hakettiği yeri almasını sağlayacak bir ortama da kavuşmuş
olmaktadır[lxiv].
İK bilgi
sistemleri, her organizasyonda ihtiyaç duyulabilecek genel nitelikli bilgi
gereksinimlerinin yanında, organizasyona özgü özel nitelikteki bilgi
gereksinimlerini de karşılayabilecek şekilde tasarlanmalıdır. Bunun için bu
konuda seçilecek yazılımların; esnek , modüler ve özelleştirilebilir olmasına
dikkat edilmelidir. Böylece
organizasyonun sadece o andaki bilgi gereksinimlerine değil, gelecekteki
uygulama alanlarına ilişkin bilgi gereksinimlerine de cevap verebilmesi imkan
dahiline girer. Günümüzde gelişmiş
ülkelerde bilişim teknolojisindeki gelişmelerden, özellikle de web tabanlı
uygulamalardan yararlanarak İK birimlerine ve çalışanlara bir çok olanaklar
sağlanmaktadır. Aşağıdaki tabloda bu tür olanakların bir özeti yer almaktadır[lxv]
:
Tablo - 3 : Teknoloji ve İnsan Kaynakları Fonksiyonları
FONKSİYONLAR
|
UYGULAMALAR
|
AVANTAJLAR
|
İNSAN
KAYNAKLARI EL KİTABI
|
Personel rehber ve yöntemlerinin elektronik olarak
yayınlanması.
|
Yazıcı çıktısı, dağıtım ve hazırlanan el kitaplarının
yenilenmesi masraflarını ortadan kaldırır. Çalışanlar en yeni yöntem ve
politikalara hızlı bir giriş yaparlar.
|
TELEFON
REHBERİ
|
Telefon
numarası, e-mail adre-si, başlık ve bölüm şeklinde işçi bilgilerinin
yayınlanması. İşçiler böylece demografik bilgileri değiştirebilmektedir.
|
On-line
araştırma insanlarla ilgili bilgi bulmayı hızlandırır. On-line bağlantı
bilgisi daima bugüne aittir. Operatörler telefon numarası soran telefonlarla
daha az muhatap olurlar.
|
FAYDALAR
İLE
İLGİLİ
BİLGİLER
|
Çalışanlar kişisel yararlanma bilgilerini
inceleyebilirler. İşçiler on-line üzerinde sağlık ve diğer konulardaki
planlara kayıt olabilirler ve istedikleri opsiyonu seçebilirler.
|
Çalışanlar
yararlanma bilgileri için hızlı cevap alırlar. İnsan kaynakları bölümü
sorulan rutin soruları cevaplamak için daha az vakit harcar. Elektronik
kayıt, bilgi girişi hatalarını önler.
|
BORDRO
MERKEZİ
|
Çalışanlar
emeklilik hesabı bilgilerini ve ayrıca yatırım performansı tarihini ve şu
anki oranlarını da on-line üzerinde görebilirler.
|
Emeklilik
konularında insan kaynakları ekibine sorulan sorular azalır. İşçilerin daha
iyi bilgilendirilmiş olarak karar almaları sağlanır.
|
ORGANİZASYON
TABLOLARI
|
Organizasyonel
tabloların güncelleştirilmesi
|
Dinamik
organizasyonel bilgiye anında girişi mümkün kılar.
|
ŞİRKET
TAKVİMİ
|
Tatil
ilanları ve özel olaylar takvimi de on-line’da yer almaktadır.
|
Çalışanlar
bu bilgileri daima nereden bulacaklarını bilirler.
|
İŞÇİ
SINIFLAMASI
|
İşçilerin
kişisel sınıflandırılmış reklamlarına izin vermek için tasarlanmıştır.
|
İşçiler
arasında yakınlaşma sağlar.
|
HABER
MEKTUPLARI
|
Elektronik
olarak bölümlerarası haberleşme pek çok konuda iletişim kurma ve işbirliği
sağlama
|
Çalışanları güncel haberler ve birarada yapılan
aktiviteler konusunda bilgilendirir, kritik ve önemli bilgiler verir.
|
ELEKTRONİK
ÖDEME
ARAÇLARI
|
Çalışanların
kazançlarını, ver-gilerini ve kesinti geçmişlerini araştırmalarına imkan
verir.
|
Otomatik depozitlerini kullanan işçiler, kağıt ve diğer
kullanım malzemelerinden tasarruf ederler.
|
Kaynak : James Peters, “The Future of Human Resources : Is on
the Internet ?” , Rethinking HR, 1996, s.2.
İnsan kaynakları
süreçlerinin elektronik ortama taşınmasında en önemli araç İK yazılım
programları olmaktadır. Bu programlar
organizasyonun büyüklüğüne ve faaliyetlerine göre özle olarak
geliştirilebileceği gibi, bu amaçla tasarlanan yazılım paketlerini kullanmak da
mümkündür. Ancak İK yazılım paketlerinin organizasyon ihtiyaçlarına uygun
olarak seçilmesi ve organizasyonun mevcut İK süreçlerine uyarlanması, üzerinde
ciddi şekilde çalışılmasını gerektiren bir konu haline gelmiştir[lxvi].
ÖZLÜK
İŞLERİ
Yasal
yükümlülükler, çalışma
yaşamına ilişkin düzenlemeler ile İK uygulamalarının alt sınırlarını belirler.
Bunun anlamı İK uygulamalarının asgari yasal düzenlemelerde belirtilen
koşulları sağlaması gerektiğidir. Bu tür sınırlamalar, başta 1475 sayılı İş
Kanunundaki düzenlemeler olmak üzere bireysel iş hukukunun konularını oluştur[lxvii]. Ayrıca sosyal güvenlik hukuku da çalışanlar
ile ilgili bir çok düzenleme öngörmektedir.
Endüstri ilişkileri , sendikacılık ve toplu
pazarlık konularını ele alır[lxviii].
Bu alandaki yükümlülükler ve sınırlamalar da yine yasal düzenlemeler ile
belirlenmiştir[lxix]. Gerek bireysel, gerekse toplu iş hukuku
düzenlemeleri, insan kaynakları birimlerinin tüm faaliyetlerinde dikkate
almaları gereken konuları içerir. Bu düzenlemeler dikkate alınmadan yapılacak
uygulamalar sonucunda organizasyonların bazı yaptırımlara maruz kalmaları
sözkonusu olabilir.
Bordro
uygulamaları, personelin
ücret v.b. gelirlerinin ve kesintilerinin mali mevzuata uygun olarak kayıt
altına alınmasını sağlayan uygulamalardır. Bordro uygulamalarının, hem iş hukukuna,
hem de mali hukuka ilişkin yönleri
bulunduğu için İK ve Muhasebe birimlerinin koordineli çalışmasını gerektirir.
Çalışan
sağlığı ve iş güvenliği de önemi dolayısıyla çok sayıda hukuki düzenlemelerin
yapıldığı bir alandır. Bu alandaki düzenlemelerin başlıca amaçları ;
çalışanları korumak, üretim güvenliğini ve işletme güvenliğini sağlamaktır[lxx].
Özlük işleri yukarıda belirtilen konu
başlıkları ile sınırlı değildir. Çalışma yaşamına ilişkin tüm hukuki
düzenlemeler, çalışanlara bir hak verdiği ölçüde özlük işlerinin konusuna
girer. İK uygulamaları çalışanlara hukuki düzenlemelerle sağlanan haklara
aykırı olarak yapılamayacağından, özlük işlerinin tüm İK fonksiyonlarını
etkileyen bir yapısı vardır. Bu yüzden Şekil-2’ teki İK fonksiyonlarının genel
gösteriminde özlük işleri, İK politikaları ile birlikte diğer insan kaynakları
fonksiyonlarını yönlendiren önemli fonksiyonlar olarak dikkate alınmıştır.
[i] Byars-Rue, a.g.e, s.4.
[ii]
Ian Beardwell - Len Holden, Human
Resources Management - A Contemporary Perspective, 2.ndd.Ed., Pitman
Publishing, London, 1997, s.38.
[iii]
Roy W.Walters, “HRM in Perspective” ,
Human Resources Management and Development Handbook, Ed. By William R.
Tracey, AMACOM, New York, 1985, s.5-7 ; Wilbert E.Scheer, Personnel Administration Handbook, 3.rd. Ed. The Dartnel Corp.,
Chicago, 1985, s.3 ; Harvey-Bowin, a.g.e.
,s.2. ; Cascio, a.g.e. , s.42-43 , Margaret Palmer, - Kenneth T.
Winters, İnsan Kaynakları, Çev.:
Doğan Şahiner, Rota Yayınları, İstanbul, 1993, s.29.
[iv] Byars - Rue, a.g.e. , s.5.
[v]
Tuğray Kaynak ve diğ., İnsan Kaynakları
Yönetimi, İ.Ü. İşletme Fakütesi Yayın no: 278, İstanbul, 1998, s.19-21 ;
Halil Can - Ahmet Akgün- Şahin Kavuncubaşı, Kamu ve Özel Kesimde İnsan Kaynakları Yönetimi, 4.B., Siyasal
Kitabevi, Ankara, 2001, s.5-7 ; İlhami Fındıkçı, İnsan Kaynakları Yönetimi, 3.B., Alfa Yayınları:619, Bursa,
s.63-74, İlkay Savcı, Örgüt ve Birey,
Tasarım Ofset Ltd., Ankara, 1999, s.124. ; Arthur Andersen Danışmanlık Ltd., 2001’e Doğru İnsan Kaynakları Araştırması,
Sabah Yayıncılık, İstanbul, 2000, s. 29.
[vi]
Ömer Faruk Akyüz, Değişim Rüzgarında
Stratejik İnsan Kaynakları Planlaması, Sistem Yayıncılık:279, İstanbul,
2001, s.110.
[vii]
Alim Aydın, “İşletmelerde İnsan
Kaynakları Danışmanlık Sisteminin Süreçler Topluluğu Modeli”, Doktora Tezi,
M.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 1996, s.47.
[viii] Bearwell-Holden, a.g.e., s.39.
[ix]
Keith Davis-John W.Newstrom,Human Behavior
at Work, 8.Ed.,McGraw-Hill Book Co., 1989,s.208
[x]
Coşkun Can Aktan, Değişim ve Yeni Global
Yönetim, MESS Yayın no:257, Ekim 1997, s.157.
[xi] a.g.e.,s.158.
[xii] Ergin, a.g.e., s.10.
[xiii]
Mark C.Zweig, Human Resources Management
- The Complete Guidebook for Design Firms, John Wiley & Sons, Inc., New
York, 1991, s.8.
[xiv] Wether-Davis, a.g.e., s.10.
[xv]
Carrel-Elbert-Hatfield, a.g.e.,
s.11.
[xvi]
Betty Sosnin, “Packaging Your Policies”,
HR Magazine, çev: Gülçin Birben, “Şirket
Politikalarınızda Bahar Temizliği Yapma Zamanı”, Human Resources,
Eylül-Ekim 2001, s.24.
[xvii]
Cristopher Molonder - Jonathan Winterden, Managing
Human Resources, Routledge, Inc., New York, 1994, s.9.;
Carrel-Elbert-Hatfield, a.g.e.,
s.11.
[xviii] Erol Eren, Yönetim ve Organizasyon, BETA
Bas.Yay.Dağ.A.Ş., İstanbul, 1998, s.148.
[xix]
Vladimir Pucik, “Globalization and Human
Resources Management” , Globalizing Management - Cerating and Leading the
Competetive Organization, Ed.by, Vladimir Pucik- Noel M. Tichy- Corole
K.Barnett, John Wiley & Sons Inc., New York, 1993, s.67.
[xx]
Byars-Rue, a.g.e.,s.84.
[xxi]
İsmail Durak Ataay, İşdeğerleme ve
Başarı Değerleme Yöntemleri, İşletme İktisadı Enstitüsü Yayın No: 128,
İstanbul, 1990, s.4.
[xxii]
Palmer-Winters, a.g.e. , s.43
[xxiii]
Byars-Rue, a.g.e.,s.87.
[xxiv] Halil Can, Organizasyon ve Yönetim, 4.B., Siyasal
Kitabevi, Ankara, 1997, s.113.
[xxv]
E.Peterson, E.G.Plowman, J.M.Trickett, Business
Organization and Management, Irwin,Inc., Illionis, 1968, s.216’dan aktaran
Hayri Ülgen, İşletmelerde Organizasyon
İlkeleri ve Uygulaması, Gençlik Basımevi, İstanbul, 1989, s.202.
[xxvi] Molonder - Winterden, a.g.e., s.13.
[xxvii] Michael Hammer-James Champy, Değişim Mühendisliği, İş İdaresinde Devrim İçin Bir Manifesto, 3.B.,
Çev: Sinem Gül, Sabah Kitapları, İstanbul, 1996, s.116.
[xxviii] Kaynak ve diğ., a.g.e., s.84-94.
[xxix] Selçuk Yalçın, Personel Yönetimi, 2.B., İşletme İktisadı Enst. Yayın No
:80, İstanbul, 1985, s.67.
[xxx]
William F.Glueck, Personnel : A
Diagnostic Approach, Business Publications, Inc., Dallas,1974, s.162.
[xxxi]
Mehmet Cemil Özden, “Personel Tedariki ve Seçimi”, İ.Ü.Sosyal
Bilimler Enstitüsü Doktora Programı , Basılmamış Doktora semineri, İstanbul,
1991, s.7.
[xxxii] Kaynak ve diğ., a.g.e., s.133.
[xxxiii]
Mehmet Cemil Özden, Bireysel Kariyer
Yönetimi, Ankara, 2001., s.51-57, Kaynak ve diğ., a.g.e., s.134-140.
[xxxiv] Özden, a.g.e., s.57-64.
[xxxv] Pucik, a.g.e. , s.70.
[xxxvi] Margaret J. Palmer, Performans Değerlendirmeleri, Rota
Yayınları, İstanbul, 1993, s.9.
[xxxvii]
Eser Nalbant, Tuncer Özdil, Zümrüt Ecevit, Liderlik
Nitelikleri ve İşgören Performansı üzerindeki Etkileri, 21. Yüzyılda
Liderlik Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Cilt-I, Deniz Harp Okulu Basımevi,
İstanbul, 1997, s.21.
[xxxviii] Ataay, a.g.e.,s.254-275 ; Palmer, a.g.e., s.39-54.
[xxxix] b.a., Murat Özcan, “İnsan Kaynakları Muhasebesi : Teorisi,
Dünyadaki Uygulamalar ve Türkiye’de Bir Uygulama Denemesi”, Basılmamış
doktora tezi, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler enstitüsü, Bursa, 1992.
[xl]
İsmail Hakkı Albayrak, Beşeri Kaynaklar
Muhasebesi ve Kıdem Tazminatı Maliyeti, İstanbul
Matbaası, 1982, s.17.
[xli] Tahsin Birgen, İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi : Eğitim
, Önce Kalite Dergisi, Kalder Yayını, Yıl:2 , Sayı: 8, Temmuz 1994,
s.28.’den aktaran Haldun Ersen, Toplam
Kalite ve İnsan Kaynakları Yönetimi İlişkisi, 2.B., Sim Matbaacılık,
İstanbul, 1997, s.1119.
[xlii] Birgen, age., s.120.
[xliii]
İsmail Efil, Yönetimde Kalite Çemberleri
ve Uygulama Örnekleri, Uludağ Üniversitesi, Bursa,1996, s.27.
[xliv] Molonder-Winterden, a.g.e., s.11.
[xlv] Aysun
Özyurt, “İnsan Kaynakları Yönünden
Eğitime Bakış IV : Değerlendirme ve Yeni Elemanların Oryantasyonu” , Human
Resources, Nisan-Haziran 1998, s.72.
[xlvi] Andrew Leigh, “Show and Tell”, People Management, 5
February 1998, s.29.
[xlvii]
b.a., Serpil Aytaç, Çalışma Yaşamında
Kariyer - Yönetimi, Planlaması, Geliştirilmesi, Sorunları, Epsilon
Yayıncılık, İstanbul, 1997 ve Özden, a.g.e.,
s. 155-174.
[xlviii] Fred Luthans, Organizational Behavior, 6.Ed.,
McGraw-Hill, Inc., 1992, s.157.
[xlix] Mehmet Cemil Özden, “Nitelikli Çalışanların İş yaşamına
İlişkin Tercihleri”, Verimlilik Dergisi, 2001/3, MPM Yayını, Ankara,
2001.s.41.
[l] Ömer A.Aksu, Ücretler ve Verimlilik, İ.Ü.Basımevi,
İstanbul, 1993, s.57.
[li] Molonder-Winterden, a.g.e. , s.11.
[lii] Sabahattin Zaim, Çalışma Ekonomisi, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1986, s.267.
[liii] Davis-Newstrom, age., s.618.
[liv] Zeynep (Aslan) Kuşluvan, “Örgütlerde Motivasyonun Önemi ve Kullanılan Motivasyon Araçları”,
Human Resources, Temmuz-Ağustos 1999, s.56.
[lv] Nüvit Osmay, İnsan
Mühendisliği, 7.B., Fahrettin Telseren Yayınları, Ankara, t.y., s.310-311.
[lvi] Mustafa E.Erkal, Sosyoloji, 3.B., Filiz Kitabevi, İstanbul, 1987, s.62.
[lvii] Keith Davis, İşletmede İnsan Davranışı-Örgütsel Davranış, 2.B., Çev : Kemal Tosun v.d., İşletme İktisadı
Enstitüsü Yayın No : 57, İstanbul, 1984, s.184.
[lviii] Nusret Ekin, Endüstri
İlişkileri, 5.B., İşletme iktisadı Enstitüsü Yayın No: 104, İstanbul,
1989,s.165.
[lix] Harwey-Bowin, a.g.e.,
s.9.
[lx]
Wincent R.Ceriello - Cristine Freeman,
Human Resources Management Systems - Strategies, Tactics and Techniques,
Lexington Books, New York, 1991, s.7.
[lxi]
Funda Karakuşoğlu, “İnsan Kaynakları Yönetiminde Gelişmeler, Yönelimler ve
Bilgisayar Sistemlerinin Desteği”, Human
Resoruces, Temmuz-Ağustos 2000, s.12.
[lxii]
Cem Anamurluoğlu, “İnsan Kaynakları
Yönetimi ve Simülasyon Uygulamaları” , Basılmamış yüksek lisans tezi,
Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul, 1999, s.249-257.
[lxiii] “İnsan Kaynakları
Departmanlarına Self-servis Teknoloji”,
Human Resources, Mart 2002, s.61.
[lxiv] Tuğrul Günal, “İK
Süreçleri Elektronik Ortama Taşınıyor”,
Peryön Dergisi, Kış 2002, s.18.
[lxv]
Şengül Toker, “Stratejik İnsan
Kaynakları Açısından Yönetim Geliştirme Programları ve Silikon Vadisi
Uygulamaları” , Basılmamış doktora tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 1999, s.79’dan aktarılmıştır.
[lxvi]
Deniz Gürsoy, İlhan Özdiller, Özgür Kulak, “İnsan Kaynakları Yazılım Paketi
Uyarlama Projesini Başarı ile Gerçekleştirebilmek”, Human Resources, Temmuz-Ağustos 2000, s.38-39.
[lxvii]
b.a. , Tankut Centel, İş Hukuku,
Cilt-1, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul, 1994.
[lxviii] Ekin, a.g.e. , s.36.
[lxix]
b.a. Fevzi Şahlanan, Sendikalar Hukuku,
Yılmaz Ajans, Matbaacılık, İstanbul, 1995 ve b.a. Fevzi Şahlanan, Toplu İş Sözleşmesi, Acar Matbaacılık,
İstanbul, 1992.
[lxx] İşçi Sağlığı ve İş güvenliği ile İlgili
Genel Bilgiler; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İşçi Sağlığı Daire
Başkanlığı, Yayın No:1999/90, Ankara, 1999, s.18-19. Kitapta, bu konudaki bir
çok düzenlenmenin metinleri de yer almaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Siz de düşüncelerinizi paylaşmak veya bir soru sormak ister misiniz?