4. BÖLÜM
İK POZİSYONLARI, YETKİNLİKLERİ VE İK’NIN
ETKİNLİĞİ
İNSAN KAYNAKLARI
POZİSYONLARI
Organizasyonların İK faaliyetlerini yürüten
çalışanların yeraldığı görevler, İK pozisyonlarını oluşturur. Dolayısyla İK
organizasyonu, aynı zamanda İK pozisyonlarını belirler. İK organizasyonları
işletmenin büyüklüğüne, sektörüne, ana faaliyet alanına ve kurumsallaşma
derecesine göre farklılıklar gösterdiğinden, İK pozisyonları da bu
farklılıklardan etkilenecektir. Büyük bir sanayi kuruluşunda İK çalışanlarının
beş kademeden oluşması öngörülebilir[1]:
-
Memur
düzeyi
-
Uzman
düzeyi
-
Teknik
düzey (ilk düzey yönetici)
-
Yönetici
düzeyi
-
Üst
yönetici düzeyi
Bir başka kaynakta uzman ve teknik düzey
“profesyonel” düzey olarak birleştirilerek ve üst düzey yönetici İK bölümünün
dışında tutularak bölümün memur, profesyonel ve yönetici olarak üç düzeyden
oluştuğu belirtilmektedir[2].
Şekil-5’te ise İK pozisyonları bölüm başkanı, orta veya ilk düzey yöneticiler,
bölüm çalışanları olarak üç düzeyde gösterilmiştir[3].
Burada ilk ve orta düzey yöneticilerin bir düzeyde, memur ve uzman düzeyinin
bir başka düzeyde birleştirildiği görülmektedir.
Görüldüğü üzere İK pozisyonlarının organizasyon
içerisinde kaç düzeyde ele alınacağı konusunda literatürde farklı yaklaşımlar
mevcuttur. İK pozisyonlarının düzey sayısı, organizasyonun büyüklüğü ile
yakından ilişkilidir. Küçük bir organizasyonda bir-iki düzey yeterli olabilirken
çok büyük bir organizasyonda beş, hatta daha fazla düzey sözkonusu olabilir.
Diğer yandan günümüzde hiyeraşik kademelerin giderek azalması, İK
pozisyonlarının düzeylerini de etkilemektedir. Eskiden beş kademeli bir İK
organizasyonu, yalın organizasyon yaklaşımına uygun olarak günümüzde üç, hatta iki kademede
yapılanabilmektedir.
İK pozisyonları, organizasyondaki İK
fonksiyonlarının ele alınma biçimi ile yakından ilişkilidir. Organizasyon için
göreceli olarak önem taşıyan İK fonksiyonları, İK organizasyonuna ve dolayısı
ile İK pozisyonlarına yansıyacaktır. Sözgelimi sendikaların etkin olduğu bir
organizasyonda endüstri ilişkileri yönetici düzeyinde temsil edilirken,
sendikanın etkin olmadığı aynı büyüklükteki diğer bir organizasyonda bir
endüstri ilişkileri uzmanı yeterli görülebilecek, hatta bu fonksiyon için bir
pozisyon açılmasına gerek görülmeyebilecektir. Benzer şekilde tamamen ofis
ortamında çalışan bir hizmet organizasyonunda işçi sağlığı ve iş güvenliği bir
iK uzmanına ek görev olarak verilebilirken, ağır ve tehlikeli işler bakımından
yüksek derecede riskli bir sanayi işletmesinde bu fonksiyon yönetici düzeyinde
yürütülebilecektir.
Organizasyonlar büyüdükçe, ele alınan İK
fonksiyonlarındaki uzmanlaşma dereceleri de giderek artar. Bu nedenle büyük
organizasyonlardaki insan kaynakları birimleri çok çeşitli pozisyonlara
sahiptir[4].
Alt düzeylere gidildikçe pozisyonlar da çeşitlenir. Sözgelimi insan
kaynaklarında uzman düzeyi ele alınacak olursa, seçme ve yerleştirme, eğitim,
endüstri ilişkileri, ücret yönetimi, sosyal hizmetler konuları başlıca uzmanlık
alanları olarak sayılabilir[5].
Pozisyonlar memur düzeyine indirgendiğinde, ön büro elemanından evrak kayıt
elemanına, puantörden veri giriş
elemanına çok sayıda pozisyon sözkonusu olacaktır.
Diğer yandan Türkçede tam karşılığı olmayan,
ancak “genel uzman” olarak çevrilebilecek “generalist”ler ise daha çok küçük
organizasyonlarda yer alırlar. Bu İK çalışanları genellikle tüm İK faaliyetleri
hakkında genel bilgiye ve belirli bazı İK alanlarında detaylı bilgiye sahip
olurlar[6].
İK pozisyonları uygulamada da çok fazla
çeşitliliğe sahiptir. Bu konuda en kapsamlı kaynaklardan biri olan Amerikan
Çalışma İstatistikleri Bürosu Mesleki Seçenekler Elkitabı’nın “İnsan Kaynakları, Eğitim ve Endüstri
İlişkileri Yöneticileri ve Uzmanları”
bölümünde yer alan pozisyon başlıkları, çeşitliliğin boyutu hakkında bir
fikir verebilir [7]:
-
İnsan kaynakları genel uzmanı,
-
İK
yönetmeni, (HR executive)
-
İK
direktörü,
-
İşe
alma ve yerleştirme yöneticisi,
-
Aday
araştırma, işe alma ve yerleştirme uzmanı,
-
İşe
alımcı (recruiter),
-
Eşit
istihdam olanakları görevlisi, temsilcisi veya koordinatörü,
-
İşveren ilişkileri
temsilcisi (kamu sektöründe),
-
İşe
alma mülakatçısı,
-
Personel
danışmanı,
-
Personel
gelişim uzmanı,
-
Insan
kaynakları koordinatörü,
-
Ücret,
yan ödeme ve iş analizi uzmanı,
-
İş
analisti (Pozisyon sınıflandırıcısı),
-
Meslek
analisti,
-
Ücretlendirme
yöneticisi,
-
Sosyal
yardım (yan ödeme) yöneticisi, uzmanı,
-
Çalışan
yardım planı yöneticisi ( çalışan refahı yöneticisi)
-
Eğitim
ve geliştirme yöneticisi, uzmanı,
-
Eğitim
uzmanı,
-
Endüstri
ilişkileri direktörü,
-
Endüstri
ilişkileri yöneticisi,
-
Arabulucu,
-
Uluslararsı
İK yöneticisi,
-
İK
bilgi sistemi uzmanı
Yukarıdaki
pozisyonların çoğunluğu, içeriğini gözden geçirmeden bir anlam ifade
etmemektedir. Üstelik bir çoğunun tercüme olarak, tam karşılığı bulunamamıştır.
Çünkü bu pozisyonlar ülkeye özgü bir anlam taşımaktadır. Ayrıca pozisyonlarının
düzeyi ile ilgili bir standart bulunmamaktadır. Buradan yola çıkarak
denilebilir ki ;
-
İK
pozisyonları, içeriğini oluşturan görev ve sorumluluklar ile birlikte
değerlendirilmelidir.
-
İK
pozisyonlarının belirlenmesinde, ülkenin ve
istihdam ilişkilerinin gelişmişlik düzeyi ile yasal düzenlemeler büyük
rol oynamaktadır. Yasal düzenlemelerin ön plana çıkardığı bir İK fonksiyonu
yansımasını İK pozisyonunda bulmaktadır. Sözgelimi ülkemiz için çok fazla önem
taşımayan eşit istihdam konusu A.B.D.’de birden fazla pozisyona kaynaklık
teşkil etmektedir.
-
İK
pozisyonları, İK fonksiyonlarından türetilmektedir. İK fonksiyonları da büyük
ölçüde ülkenin istihdam ilişkilerinin gelişmişlik düzeyinden etkilenmektedir.
Bu bağlamda istihdam ilişkileri gelişmiş bir ülkenin İK pozisyonlarının içeriği
dikkate alınmadan, istihdam ilişkileri daha az gelişmiş bir ülkede kullanılması
kavram kargaşasına yol açabilir.
-
İK
pozisyonları, düzeyleri ile ilgili bir fikir verse de bu düzeylerin algılanışı,
ülkeden ülkeye farklılık gösterebilir. Örneğin İK koordinatörü yukarıdaki
kaynakta uzmanlar ile bir tutulurken ülkemizde yöneticinin de üzerinde bir
pozisyonda algılanabilmektedir.
Görüldüğü
üzere İK pozisyonları, her ülkenin istihdam ilişkilerinin gelişmişlik düzeyi,
çalışma mevzuatı ve iş yaşamı kültürü özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
İK PERSONELİ YETKİNLİKLERİ
Literatürde son yıllarda sıkça kullanılan “yetkinlik”
kavramının tanımı üzerinde uzlaşma yoktur.
Bunlardan bazıları[8]
:
-
Bilgi, beceriler,
yetenekler, motivasyon, inançlar, değerler ve ilgilerin bir karışımıdır.
-
Bir işteki yüksek
performans ile birleşen bilgi, beceri, yetenek ve özelliklerdir.
-
Güdü, karakter,
kişilik, tutum, değer, içerik bilgisi veya kavrama becerisi ve üstün başarılı
olanları ortalama performans gösterenlerden ayırmak üzere güvenilir bir şekilde
ölçülebilen diğer kişisel özelliklerin bir birleşimdir.
-
İş amaçlarını
gerçekleştirmede kullanılan ölçülebilir iş alışkanlıklarının ve kişisel
becerilerin yazılı tanımıdır.
Bir başka tanıma göre de yetkinlikler, üstün
performansa yol açan kişisel özelliklerin tümüdür[9].
Tanımlardan görüldüğü üzere yetkinliğin beş özelliğinden sözetmek mümkündür :
-
Bilgi : Her
yetkinliğin az yada çok kavramsal boyutta bir bilgi düzeyi vardır.
-
Beceri :
Yetkinliğin doğal yada tecrübe ile kazanılmış yetenek boyutudur.
-
Tutum : Kişilik
özellikleri, karakter, inaç ve değerler gibi subjektif özelliklerin, bilgi ve
beceriyi harekete geçirme konusundaki yaklaşımıdır.
-
Gözlemlenebilir
davranış: Yetkinliğin gözlemlenebilir (ve ölçülebilir) davranışa dönüşmesidir.
-
Üstün performans:
Davranış sonuçlarının ortalama performanstan daha fazla başarı sağlamasıdır.
Yetkinliği tüm bu özellikleri içerecek şekilde şöyle
tanımlayabiliriz : Yetkinlikler, mükemmel performansın elde edilmesinde
ayırdedici olan olan bilgi, beceri ve tutumları kapsayan gözlemlenebilir
davranışlardır[10]. Tüm
alanlarda olduğu gibi İK profesyonellerinin sahip olması gereken yetkinlikler
konusunda literatürde bir çok araştırma yapılmıştır[11].
Bu yetkinlikler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir :
Tablo - 5 : İnsan
Kaynakları Yetkinlikleri
Performans
Yetenekleri İnsan Kaynakları Bilgisi İşletme Bilgisi
- Katalitik etki - Örgütsel tasarım - Rekabet Stratejisi
- Diagnostik ve
analiz - Yetenek yönetimi - Makro ve mikro
- Yenilik süreci ve
yapı - Katılım Ekonomi
- Standartların
sağlanması - Eğitim -
Pazarlama/satış
- Yönetim ve hizmet
- Ödüllerindirme -
Endüstriyel bilgi
- Problem çözme - Moral
- İletişim
Kaynak : Perihan Tülüce,
“Türkiye’de İnsan Kaynakları Yönetiminde Dış Kaynaklardan Yararlanma
(Outsourcing) Uygulaması”, Human
Resources, Temmuz-Ağustos 2001, s.57.
İnsan kaynakları alanında çalışacaklarda aranılan nitelikler konusunda
yapılan bir araştırmanın sonuçları, İK yetkinliklerinin önem derecelerini de
göstermektedir[12] :
Tablo - 6 : İşe alımda aranan
en önemli beceriler
BECERİ SIKLIK BECERİ SIKLIK
İletişim
becerileri 79 Esneklik/çabuk toparlanma 16
Kişilerarası
ilişki becerileri 65 Liderlik 13
Analitik
beceriler 35 İK hukuku bilgisi 12
Dinleme
becerileri 34 Görüşme/seçme becerileri 11
Organize
etme becerileri 25 Uygulama deneyimi 9
İK bilgisi 23 Eyleme yönelik olma
9
Genel işletmecilik
bilgisi 22 Yenilikçi düşünce 8
Planlama becerileri 20 Grup dinamikleri 8
Yönetim becerileri 20 Problem çözme
8
Kararverme/ sezgi 18
Kaynak
: T.Bergman, “Preparing to Enter and Succeed in
Human Resources Management”,
SAM
Advanced Management Journal, Winter ,1992, s.37.
İK yetkinliklerini beşeri beceriler, işletme
becerileri ve teknik beceriler olarak üc grup altında toplamak mümkündür[13].
Tablodan görüleceği üzere insan kaynakları çalışanlarından beklenen en önemli
yetkinlikler iletişim ve insan ilişkileri, yani beşeri beceriler üzerinde
olmaktadır. Çalışma konusu “insan” olan bir mesleğin insanlarla iletişim ve
ilişki kurabilme yeteneğinin olmasını beklemek
çok doğaldır. Ancak bu yetkinliklerin İK alanındaki meslek bilgisinden önde
tutulması, bu yetkinliklerinin önemini göstermesi bakımından ilgi çekicidir.
Diğer yandan İK alan bilgisinin hemen ardından genel işletmecilik bilgisi ve
ilgili yetkinliklerin gelmesi, İK çalışanlarından, konularına sadece bölümleri
ile ilgili değil, organizasyon düzeyinde bakmalarının beklendiğini
göstermektedir.
Yapılan bir
diğer araştırmada[14]
yöneticilerin işe başvuran adaylarda en çok eksikliğini gözlemlediği yetkinlikler
arasında %30’la liderlik ve yönetim becerileri yer almıştır. Bu yetkinlikleri
%29 ‘la yazma becerileri, %14’le problem çözme becerileri izlemiştir. Yazma
becerisi eksikliğinin problem çözmeye
oranla iki katı fazla olması ilgi çekici bir sonuçtur. İletişimin bir boyutu
olan yazma becerisinin önemi de böylece vurgulanmış olmaktadır.
İnsan kaynakları yetkinliklerinden en kolay
ölçülebilir olanı kuşkusuz alan bilgisidir. Amerikan İnsan Kaynakları Yönetimi
Derneği (Society for Human Resources Management -SHRM) tarafından uygulanan
sertifikasyon programında adaylara aşağıdaki konularda mesleki bilgi testleri
uygulanmaktadır[15] :
-
Ücret ve ek
yararlar
-
Personel ve iş
ilişkileri
-
Seçme ve
yerleştirme
-
Eğitim ve
geliştirme
-
İşçi sağlığı ve
iş güvenliği
-
Yönetim uygulamaları
Görüldüğü üzere alan bilgisinin değerlendirilmesinde
başlıca insan kaynakları fonksiyonlarının yanında genel yönetim bilgisi de test
edilmektedir. Her ne kadar zorunlu olmasa da sertifikasyonun alan bilgisine
dayandırılması, mesleğin gelişimi açısından önemli bir aşamadır. Ülkemizde
henüz bu alanda atılmış somut bir adım yoktur. Bireylerin kendilerini “insan
kaynakları uzmanı” olarak sunmaları ve firmaların bu kişileri ilgili pozisyona
atamaları ile insan kaynakları uzmanı olunmaktadır. SHRM uygulamasında ise, İK
uzmanı ve kıdemli İK uzmanı için iki ayrı kategoride yapılan sınavın yanısıra,
formal eğitime bağlı olarak belirli süre alan deneyimi de aranmaktadır.
İK alanında yönetici olmak ise diğer alanlarda olduğu
gibi daha fazla yetkinliğin bulunmasını zorunlu kılmaktadır. Zweig’e göre bir
insan kaynakları yöneticisinde bulunması
gerekli nitelikler[16]
:
-
Becerilerini
satabilme,
-
Organizasyonun
tüm işlerinin dizaynı hakkında bilgi sahibi olma,
-
Çok çalışmaya
istekli olma,
-
İK yönetimi ve
personel mevzuatı hakkında geniş bilgiye sahip olma.
-
İyi dinleyici
olma,
-
Çok çeşitli
kesimlerden değişik kişilerle ilişki kurabilme yeteneği,
-
Çok iyi derecede
sözlü ve yazılı iletişim yeteneği,
Yine burada da görüldüğü üzere insan kaynakları
yöneticileri sadece mesleki konulardaki uzmanlıkları ile yetinmemeli,
yürürlükteki genel yönetim hakkında da geniş bilgiye sahip olmalıdırlar[17].
Ancak bu sayede bir İK yöneticisi organizasyonun tüm işlerinin nasıl yürüdüğü
hakkında bilgi sahibi olabilecek ve faaliyetlerinde bu bilgiyi kullanarak
organizasyona katma değer sağlayabilecektir. Zweig’in ilk elde “Becerileri
satabilme” olarak belirttiği yetkinlik ise, gerek üst yönetimi, gerekse
organizasyon çalışanlarını İK programları ve faaliyetleri konusunda ikna
edebilme açısından büyük önem taşımaktadır.
İnsan kaynakları profesyonellerinin günümüzde giderek
daha önemli hale gelen rollerinden biri de tepe yönetiminin sırdaşı ve
danışmanı olmasıdır. Bu roldeki doğru yetkinlik ise , sadece İK ve
organizasyonun iş stratejisini bilmek değil, mesleğin etik gereklilikleri
çerçevesinde İK’nın “müşteri”lerinin çıkarlarını ön plana almak ve
dengelemektir[18]. İK
yetkinlikleri arasında çok açık olarak belirtilmemekle birlikte İK
profesyonellerinin tutum ve davranışlarının mesleki etik kuralları çerçevesinde
olması gerekmektedir. SHRM tarafından belirlenen mesleki etik kuralları ise
aşağıdadır [19]:
-
Profesyonel ve
kişisel davranışlarımda en yüksek standartları sürdüreceğime,
-
İnsan kaynakları
yönetimi alanında kişisel gelişimim için çaba göstereceğime,
-
İnsan kaynakları
yönetimi mesleğinin gelişmesi için Derneğin amaç ve hedeflerini
destekleyeceğime,
-
Öncelikli sorun
olarak tüm çalışanlara eşit ve adil davranılması konusunda işverenimi teşvik
edeceğime,
-
Hem finansal
olarak, hem de etkin işe alma uygulamalarındaki destek ve teşvik ile işverenime
kazanç sağlamak için çalışacağıma,
-
İşverenimin niyet
ve davranışlarını gizlilik ilkeleri çerçevesinde çalışanlara ve kamuoyuna
aktaracağıma,
-
İşverenime bağlı
kalacağıma ve kamu yararına olan amaçlarını izleyeyeceğime,
-
İşverenimin
faaliyetlerinde bütün kanun ve düzenlemelerin tarafında olacağıma,
-
Usülüne uygun
yada gönüllü olsa dahi, resmi pozisyonumu kullanarak şahsım adına özel bir
ayrıcalık, kazanç yada menfaat sağlamaktan kaçınacağıma,
-
(İşim dolayısı
ile sahip olduğum) ayrıcalıklı bilginin gizliliğini koruyacağıma,
-
İnsan kaynakları
yönetiminin rolu hakkında kamuoyu görüşünü geliştiteceğime,
Bir SHRM üyesi olarak şahsım adına sözveririm.
Görüldüğü üzere sadece belirli yetkinliklere sahip
olmak, İK profesyoneli olmaya yetmemekte, bu yetkinliklerin mesleki etik
kuralları çerçevesinde davranışlara dönüştürülmesi gerekmektedir. Barber,
profesyonelliğin davranışsal boyutunu dikkate alarak profesyonel davranışı dört
temel özellik aracılığı ile tanımlamaktadır[20]
:
-
Yüksek derecede genel ve sistematik bir bilgi
-
Bireysel çıkarlardan çok toplumsal çıkarlara yönelme
-
İşteki toplumsallaşma süreci içerisinde ve uzmanların
kendilerinin gönüllü olarak kurdukları ve işlettikleri dernekler aracılığı ile
oluşturdukları etik kanunlar sayesinde yüksek derecede kendi kendine
davranışları kontrol etme eğilimi,
-
Bireysel çıkar anlamına gelmeyecek fakat sadece işteki
başarıları sembolize eden (para veren ya da manevi olarak onurlandıran) bir
ödül sisteminin varlığı.
İK yetkinlikleri, İK profesyoneli olmanın maddi boyutunu oluştururken, mesleki etik
kurallarına uygunluk ise manevi boyutunu oluşturmaktadır. Bir meslekte
profesyonellikten sözedilebilmesi için her iki boyutun birarada ele alınması
zorunludur[21].
İNSAN KAYNAKLARINDA
KARİYER
İK pozisyonları, her ülkenin istihdam ilişkilerinin
gelişmişlik düzeyi, çalışma mevzuatı ve iş yaşamı kültürü özelliklerine göre
farklılık gösterdiğinden, İK alanında kariyer de yine bu kriterlere göre
değerlendirilmelidir. Sözgelimi Amerikada yapılan bir araştırmada[22]
İK yöneticilerinin yarısından fazlasının doğrudan
organizasyonun yönetim kurulu başkanına raporlama yaptığı ve yarısına yakınına (%43) genel
müdür yardımcısı ünvanının verildiği saptanmıştır. Ülkemizde yapılan daha yeni
tarihli benzer nitelikli bir araştırmada[23]
ise genel müdür yardımcısı ünvanı verilen İK profesyonellerinin oranı sadece
%12’dir.
Görüldüğü üzere istihdam ilşkilerinin gelişmiş olduğu
ülkelerde İK alanına verilen önem derecesi de fazladır. Başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde İK profesyonellerinin
mesleki yeterlilikleri, sınav uygulaması ile birlikte eğitim ve deneyim
kriterlerini dikkate alan bir sertifikasyon sistemi ile saptanmaktadır.
Ülkemizde böyle bir sistem olmadığı için bu konu başlığı ülkemiz koşulları
içerisinde ele alınacaktır.
İşletmeler için insan kaynakları konusunun giderek artan önemine
paralel olarak üniversitelerde özellikle iş idaresi ve işletme eğitim
programları dahilinde insan kaynakları derslerinin sayısı artmaktadır[24].
Bununla birlikte sadece İK alanına yönelik bir eğitim, yüksek lisans
programları ile üniversite ve özel eğitim kurumlarının düzenledikleri İK
sertifika programları ile verilmektedir.
İK yetkinlikleri incelenirken görüldüğü üzere İK
çalışanlarının alan bilgisi yanında genel işletmecilik bilgisine de sahip
olması gerekmektedir. Diğer yandan çalışma yaşamında insanı konu edinen bir
alanda çalışmak, çok alanlı bir yaklaşımı da beraberinde
getirmektedir. Bunun sonucunda İK profesyonelinin, insanı ve çalışma yaşamını
konu alan sosyoloji, psikoloji, davranış bilimleri, endüstri ilişkileri, iş
hukuku gibi bir çok alanda en azından genel hatlarıyla bilgi sahibi olması
gerekmektedir. Tüm bu bilgilerin tek bir eğitim programında sunulması neredeyse
imkansızdır. Dolayısıyla bu konularda gelişimdeki sorumluluk, İK
profesyonelindedir.
İK alanında çalışmak isteyen bir kişi öncelikle İK
süreçlerini ve uygulamada bunların nasıl işlediğini araştırmalıdır. Bundan sonra İK pozisyonları, çalışma koşulları,
gelişme olanakları ve gerekli yetkinlikler araştırılmalıdır. Son olarak kişinin
yetkinlikleri ve ilgileri değerlendirilerek İK alanında çalışma isteği gözden
geçirilmelidir.
İK alanında çalışmaya başlamanın bir çok alternatifi
olabilir. Giriş düzeyindeki pozisyonlarda alınan eğitim büyük rol oynar. Lise ve meslek lisesi mezunları daha çok özlük işeri ile
ilgili rutin işlemleri yerine getirmek üzere mesleğe adım atabilir. Üniversite
mezunları ise diğer İK fonksiyonları ile ilgili temel işlemleri yaparak mesleğe
başlayabilir. İK mesleğine girmenin bir yolu da belirli bir iş kolundaki
işletmeye girerek çalışma deneyimi kazanmaktır. Bu tür bir deneyim kazanmanın
yegane yolu da İK alanında staj yapmaktır[25].
Ayrıca organizasyonun farklı bir bölümünde çalışırken, İK bölümünün gereksinim
duyduğu personeli organizasyon içinden temin etmek istemesi sonucu uygun
görülen kişilerin İK bölümünde çalışmaya başlamaları da mesleğe giriş
yollarından biridir.
Belirli bir alanda kariyer gelişimi sağlamak için
öncelikle kariyer hedefleri belirlenmelidir[26].
Bunun için uzmanlaşma alanlarının, çalışma ortamlarının ve
hedef pozisyonların değerlendirilerek seçim yapılması gerekir. İK alanında
mesleki gelişim sağlamak için öncelikle uzmanlaşma konusu netleştirilmelidir.
Bazı kişiler ücret yönetimi gibi belirli bir alanda uzmanlaşmayı tercih edebilirken
diğerleri tüm alanlardaki konularla uğraşmak için genel uzman olarak kalmayı
isteyebilir. İK alanında her iki tip çalışan için de gelişim olanağı vardır[27].
İK alanında kariyer gelişimi için önerilen bir yöntem
de “T” modelidir[28]. Bu
modele göre “T”nin yatay çizgisi, o meslekteki genel bilgiyi ifade etmektedir.
İK alanında bu yatay çizgiyi iki paralel çizgi ile ifade etmek mümkündür. Birinci yatay çizgi iş dünyası, insanı konu alan
sosyal bilimler ve genel işletmecilik bilgisi ile somutlaştırılabilir. İkinci
yatay çizgi ise tüm İK foksiyonlarını içine alır. Yatay çizgilerde amaç, bu
konular ile ilgili temel bilgiye sahip olmak ve güncel gelişmeleri anahatları
ile izlemektir. Bir İK profesyoneli, yukarıda belirtilen tüm alanlar ile ilgili
bilgilerini güncel tutmak ve gelişmeleri takip etmek zorundadır.
”T”nin dikey çizgisi ise belirli bir alanda derinlemesine bilgi ve deneyim sahibi olmayı ifade
etmektedir. Kuşkusuz derinlemesine bilgi
kazanılacak alanlar İK fonksiyonları ve bunların alt açılımları olacaktır.
Bunun için İK profesyoneli bir yandan bir (veya birkaç) alandaki mevcut bilgi,
teknik ve uygulamaları detaylı olarak öğrenir ve uygularken, diğer yandan bu
alan(lar)daki gelişmeleri çok daha yakından takip etmelidir. Bu takip, o
alandaki, kitap, dergi, makaleleri de içerecek şekilde yeni teknik ve
uygulamaları öğrenmeye , ileri aşamalarda bunları geliştirmeye yönelik
olmalıdır. Modelin şekilsel gösterimi aşağıda belirtilmiştir :
GENEL DÜZEY Tüm İK fonsiyonları
ve uygulamaları
TEMEL, BAŞLANGIÇ
DÜZEYİ
UZMANLIK DÜZEYİ
İLERİ UZMANLIK DÜZEYİ
OTORİTE, “GURU”
DÜZEYİ
ÖRNEKLER Performans Kariyer Motivasyon
Yönetimi Yönetimi Yönetimi
Şekil - 6 : İnsan kaynaklarında kariyer- “T Modeli”
İK profesyonelinin mesleki bilgisini artırması
bu alanda mesleki gelişim için gerekli ise de yeterli olmamaktadır. İK
yetkinliklerinin geliştirilmesi, en az mesleki bilginin geliştirilmesi, hatta
ondan daha fazla önem taşıyan bir konudur. Bu konudaki başlıca sorumluluk da İK
profesyoneline aittir.
İNSAN KAYNAKLARI
YÖNETİMİNİN ETKİNLİĞİ VE ÖLÇÜMÜ
İnsan kaynakları gibi bir destek birimi,
yaptıklarının organizasyonun başarısı için önemli olduğunu ve önerdiği
yöntemlerin olumlu sonuçlar sağlayacağını gösterebilmelidir, aksi takdirde
algılanış biçimi “mutluluk tacirleri”nden biri olmaktan öteye gidemez[29].
İK, ne kadar iyi işlediğini ve nerelerde gelişmesi gerektiğini görebilmek için
somut veriler oluşturmak zorundadır[30].
Nitekim Andrew Mayo’ya göre insan kaynaklarının şirkete katkısının ölçülmesi
mümkündür : Elemanını yitiren bir şirket, aslında kârının bir kısmını da
yitirmiş demektir. Bu oranın sayısal ifadesi insan kaynağının değerini anlamayan
yöneticileri bile yola getirecektir[31].
Geçmişte İK yönetimi faaliyetlerinin
performansını izlemekte kullanılan araçlar [32]
bir kaç alanla sınırlı idi :
-
Aylık
olarak tutulan ve çeşitli biçimlerde aylık İK reporlarında yer alan İK
istatistikleri,
-
Çalışma
ile ilgili açılan dava, soruşturma yada denetim sayısı,
-
Şirket
politikaları, motivasyon, kadrolama gibi konularda yöneticilerden gelen
şikayetlerin sayısı ve önemi.
-
Formal
öneri sistemi yada kariyer gelişim görüşmeleri sırasında ortaya çıkan
çalışanların polikalar, ücretlendirme, yönetim gibi konulardaki şikayetlerinin
sayısı ve önemi.
Yukarıdaki performans izleme araçlarından
görüleceği üzere geçmişte İK performansı ile örgüt etkinliği arasında bir
bağlantı kurulmamıştı. Günümüzdeki hızlı değişim ve artan rekabet ortamında
hayatta kalabilmenin örgütsel etkinlikle mümkün olabileceği anlaşılınca,
organizasyon içerisindeki tüm fonksiyonların örgütsel etkinliğe katkısı
sorgulanmaya başlamıştır. Operasyon fonksiyonlarının örgütsel etkinliğe katkısı
nisbeten daha kolay ölçümlenebilmekte ise de destek fonksiyonlarında bu o kadar
kolay olmamaktadır. Bu nedenle tüm destek fonksiyonlarında olduğu gibi insan
kaynakları yönetiminin organizasyon
etkinliğine ne derecede katkıda bulunduğunun ortaya konması, giderek daha fazla
önem kazanan bir konu haline gelmiş ve bugüne kadar literatürde bir çok
araştırma yapılmıştır[33].
Bu araştırmalarda insan kaynaklarının etkinliği, 12 yaklaşım ile ölçülmeye
çalışılmıştır [34]:
-
Anketler
-
İnsan
kaynaklarının “reputasyonu”
-
İnsan
kaynakları muhasebesi
-
İnsan
kaynakları audit
-
İnsan
kaynakları vaka incelemesi
-
İnsan kaynakları maliyet
analizleri ve kontrolleri
-
Rekabetçi
“benchmarking”
-
Ana
göstergeler incelemesi
-
İnsan
kaynakları etkinlik indeksi
-
Amaçlara göre insan
kaynakları yönetimi
-
Kar
merkezi insan kaynakları
-
İnsan kaynakları
“yatırımın geri dönüşü”
Bu 12 yöntem birbirine göre farklılıkları ve
üstünlükleri olmakla beraber tekbaşına değil, zaman zaman birkaçının birbirine
bağlantılı olduğu durumlarda yönetimlere olumlu sonuçlar sağlayabildi.
Bu konuda yapılan araştırmalardan Phillips’in
çalışmasında İK performasının bağımsız değişkenleri ile örgütsel etkinliğin
bağımlı değişkenleri arasında anlamlı bir korelasyon bulunmuştur[35].
Araştırma sonuçlarının İK performansı ile örgütsel etkinlik arasında bulduğu
tüm olumlu ilişkilere reğmen İK birimleri yukarıda belirtilen yaklaşımları
kendi organizasyonlarında kullanarak örgütsel etkinliğe katkılarını somut
olarak göstermek durumundadırlar. Bunun için ne yazık ki tüm organizasyonlarda
geçerli olabilecek standart bir formül yoktur. İK birimleri,
organizasyonlarının özelliklerine göre etkinliklerini gösterebilecek yöntemleri
de kendileri geliştirmek zorundadır.
İK birimleri sadece fonksiyonel etkinliklerinin
ölçümlenmesi ile yetinmemeli, organizasyonel gelişim ve değişim yönetiminin bir
parçası olarak uygulamaya koydukları İKY programlarının etkinliklerini ölçmek
için de gerekli faaliyetleri göstermelidirler. Bir İKY programının (örneğin
TKY) uygulanmasının ardından dikkatler, programı değerlendirmeye ve değişen
davranışları kültürel normların bir parçası olacak şekilde sağlamlaştırmaya
odaklanmalıdır[36].
Gelişmeler gösteriyor ki insan kaynaklarının
etkinliğinin ölçülmesi konusu bir süre daha gündemdeki yerini koruyacak ve bu
konuda yapılan araştırmalar artarak devam edecektir[37].
Nitekim personel/İK departmanlarının Denetimi
ve etkinliğinin değerlendirmesi konusunda yapılan karşılaştırmalı bir
araştırmada ülkemizdeki İK departmanlarının yarısının (%49) böyle bir
değerlendirmeye tabi tutulduğu saptanmıştır. Bu oran araştırmaya dahil olan 5
avrupa ülkesi, Japonya ve İsrail arasında en yüksek ikinci orandır[38].
Ne varki bu yüksek oran, ülkemizde değerlendirmelerin daha çok maliyet temeline
dayanmasından kaynaklanmaktadır.
[1] Bu
kademelerdeki görevler,ücretler, çalışma koşulları, çalışma saatleri ve iş
doyumuna ilişkin açıklamalar, Traynor, a.g.e.,
s.81-89’da yeralmaktadır.
[2] Carrel-Elbert-Hatfield, a.g.e., s.14.
[3] Bkz.:Yuk. S.40.
[4] Werther-Davis, a.g.e., s.18.
[5] Scheer, a.g.e.,
s.8-11.
[6] Singer, a.g.e., s.17.
[7]
Bureau of Labour Statistics, Occupational
Outlook Handbook, 2002-2003, s.60-62
(çevrimiçi) http://www.bls.gov,
18 Mayıs 2002.
[8]
Jeffery S.Shippmann, v.d., “The Practice of Competency Modeling”, Personnel Psychology, V.53, 2000,
s.706.
[9]
Pricewaterhousecoopers, “Yetkinlik Bazlı seçme ve Yerleştirme”, Human Resources, Temmuz-Ağustos 2000,
s.44.
[10]
Yalçın İpbüken, “Değer Yaratan İnsan Kaynakları : İ.d.e.a. Görüşü”, İnsan Kaynakları Konferansı , Konferans
Klasörü, İstanbul, 2000, s.5., İlhan Özdiller, “Neden Yetkinlik ?”, Human Resources, Eylül-Ekim 2001, s.
46-47.
[11]
Meltem Tolunay Sözübir, b.a., “İnsan
Kaynakları Yönetimi Çalışanları İçin Yetkinlikler ve Bir Araştırma”, Basılmamış
Y.Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi, sosyal bilimler Enstitüsü, İstanbul,
1999’da bu alandaki başlıca araştırmaların geniş bir özeti yeralmaktadır.
[12] Carrel-Elbert-Hatfield, a.g.e., s.20’den aktarılmıştır.
[13] İmdat Büber, “insan Kaynakları Yönetiminde Dış Kaynaktan Yararlanma ve Seçilmiş Sektörler
İtibariyla İşçi-İşveren Sendikalarının Görüşlerine Yönelik Bir Araştırma”, Basılmamış
Y.Lisans Tezi, İ.Ü.Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 1999, s.36-38.
[14]
Margaret Boles-Brenda Paik Sunoo, “Wanted: Leaders Who Can Lead and Write”, Workforce, December, 1997, s.21.
[15]
Werther-Davis, a.g.e., s.55. Ayrıca
araştırma yapacaklar için, İK alanındaki konu ve kavram başlıklarının detaylı
bir listesi Scheer, a.g.e.,
s.12-15’de belirtilmektedir.
[16] Zweig, a.g.e., s.15-16., daha kapsamlı bir
liste Fındıkçı, a.g.e., s.48’de
yeralmaktadır.
[17] Traynor, a.g.e., s. 15.
[18] R.Wayne Anderson, “The
Future of Human Resources: Forging Ahead or Falling Behind?” , Human Resources Management, Vol.36,
No.1, Spring 1997, s.22.
[19] Werther-Davis, a.g.e., s.56.
[20]
Bernard Barber, Mesleksel Sosyolojisinde Bazı Sorunlar, Derleyen ve Çeviren : Zafer
Cirhinlioğlu, Meslekler ve Sosyoloji, Gündoğan Yayınları, Ankara, 1996, s.46.
[21]
Mehmet Cemil Özden, “Profesyonellik
Üzerine”, (Çevrim içi) http://www.egitim.com
, 14 Haziran 2002.
[22] Harvey-Bowin, a.g.e., s.10.
[23] Arthur Andersen Ltd., a.g.e., s.23.
[24] Baysal, a.g.e., s.102.
[25] Carrel-Elbert-Hattfield,
a.g.e., s.14.
[26]
Özden, Bireysel Kariyer Yönetimi,
s.72-76 ve Mehmet Cemil Özden, “Kariyer
Hedeflerimizi Belirlemek”, (çevrimiçi) http:// www.dreamandact.com , 1 Ekim
2001
[27] Traynor, a.g.e., s.16.
[28]
Mehmet Cemil Özden, “Hukukta Kariyer ve
Avukatlıkta Mesleki Gelişim”, Avukatlık Stajı Tezi, Ankara Barosu, Ankara,
2001 s. 34-36’da bu modelin hukuk alanında uygulanması açıklanmaktadır.
[29] Cascio, a.g.e.,
s.52.
[30] Jac Fitz-Enz - Jack J. Phillips, İnsan kaynaklarında Yepyeni Bir Vizyon :
İnsan Kaynakları İşlevinin Sonuçları Açısından Tanımlanması, Çev.: Pınar
Alp Dinç, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 2001, s.22. Bu kitapta İK Yönetiminin
ölçümü için pratik bir model ileri sürülmektedir.
[31] Hülya Başçiftçi, “Rakamlar Konuşsun”, Kariyer Dünyası, Aralık 1998, s..39.
[32] Zweig, a.g.e., s.14
[33]
Barry Gerhart, v.d., b.a., “Measurement Error in Research on Human resources
and Firm Performance: How Much Error Is There and How Does it Influence Effect
Size Estimates?”, Personnel Psychology, V.53,
2000, s.803-834. Bu makaleye karşı Mark A.Huselid ve Brian E.Becker’in
yorumları aynı derginin 835-854, Gerhart v.d.’nin sonraki kanıt ve analizleri
ise 855-871 sayfalarda yeralmaktadır.
[34]
Reha Abi, “İnsan Kaynaklarının Organizasyonel Etkinliğinin Ölçümlenmesi”, Human Resources, Ocak 1997, s.30.
[35]
Jac Fitz-enz, Human Value Management :
The Value-Adding Human Management Strategy for the 1990’s , Jossey-Bass
Inc. Publishers, San Francisco, 1990, s.329.
[36] Harvey-Bowin, a.g.e., s.407.
[37]
Nitekim geçen yıl yapılan bir araştırmada, sunduğu hizmetler, rolleri ve
katkıları yönüyle İK etkinliği, operasyon ve İK üst düzey yöneticilerinin bakış
açılarının karşılaştırılması suretiyle incelenmiştir. Wright v.d.,b.a., a.g.e., s.111-123. Ülkemizde yapılan
benzer nitelikli bir araştırma; Demirali Ergin, “İnsan Kaynakları Yönetimi
Uygulamalarının Değerlendirilmesi”, Human
Resources, Mayıs-Haziran 2000, s.68-72.’de yeralmaktadır.
[38]
Cavide Uyargil, Oya Özçelik, Gönen Dündar, Cranfield
Uluslararası Stratejik İnsan Kaynakları Araştırması 1999-2000 Türkiye Raporu, İ.Ü.
İşletme İktisadı Enstitüsü Yayın No: 408, İstanbul, 2001, s.18-19.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Siz de düşüncelerinizi paylaşmak veya bir soru sormak ister misiniz?