İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNE GİRİŞ 1. BÖLÜM
TEMEL YAKLAŞIMLAR
Bir organizasyonun
insan kaynaklarının sağlanması ve koordine edilmesine yönelik tüm faaliyetler,
insan kaynakları yönetimini oluşturur[i].
Diğer bir deyişle insan kaynakları yönetimi, bir organizasyona nitelikli
personelin bulunması, bünyede tutulması ve organizasyona katkılarının verimli
olması için yapılan faaliyetlerin toplamıdır.
21. YY’da rekabet,
bilgi teknolojisi ve insan kaynakları üzerinde yoğunlaşacaktır. Bilgiyi ve
insan kaynaklarını en iyi şekilde kullanabilen şirketler, rekabette üstün
konuma geçeceklerdir.
İK yönetimin
tarihsel gelişimini incelerken, gelişmiş ülkelerdeki aşamaları dikkate almak zorunluluğu vardır.
Bunun bir nedeni, günümüz İK Yönetimi
politika ve uygulamalarının altında yatan varsayımların, bu ülkelerdeki
gelişmelere paralel olarak ortaya çıkmasıdır.
Bu çerçevede işletmede insanı konu alan başlıca üç yaklaşımdan
sözedilebilir[ii].
Bunlardan birincisi bilimsel yönetim yaklaşımı, ikincisi beşeri ilişkiler yaklaşımı, üçüncüsü ise insan kaynakları yaklaşımıdır[iii].
Bunlardan birincisi bilimsel yönetim yaklaşımı, ikincisi beşeri ilişkiler yaklaşımı, üçüncüsü ise insan kaynakları yaklaşımıdır[iii].
F.Taylor’un öncülük yaptığı bilimsel yönetim
yaklaşımına göre işler, çok küçük parçalara ayrılarak standartlaştırılmış ve bu
işleri yerine getirecek olan işçiler de makinanın bir parçası olarak kabul
edilmişlerdir. Bu yaklaşıma tepki olarak gelişen beşeri ilişkiler yaklaşımı,
çalışma ortamındaki kişilerarası ilişkilerin önemi üzerinde yoğunlaşmıştır.
İnsan kaynakları yaklaşımı ise bir adım daha ileri giderek çalışanların işe
karşı tutumlarında işin niteliği ve motivasyon konularını ön plana çıkarmıştır.
Bu yaklaşımı esas alan organizasyonlar ise temel olarak iki yönde yarar
sağlarlar: Örgütsel etkinlik ve her bir çalışan için iş doyumu[iv].
Bu yaklaşımlara paralel olarak çalışanlara ait
bilgilerin kaydedildiği zat işlerinden; personel seçimi, eğitimi ve performans
değerlendirmelerinin gelişmiş tekniklere göre yapıldığı personel yönetimine
geçilmiştir. Personel yönetiminin fonksiyonel bir uzmanlık ve uygulama alanı
olarak ortaya çıkışı, yarım yüzyıldan biraz fazladır [v].
Gerek personel yönetimindeki tekniklerin geliştirilmesi, gerekse çalışan insana
olan bakış açısındaki değişimler insan kaynakları yönetimini ortaya
çıkarmıştır. Bu bakış açısının özünü de
çalışanların bir maliyet unsuru olarak değil, yatırım yapılması gereken bir
işletme kaynağı[vi] olarak
görülmesi oluşturur. Böylece insan
kaynakları yönetimi, örgütsel problemlerin çözümlenmesinde davranış
bilimlerinin bilgi ve tekniklerinin uygulamaları ile geçtiğimiz 40 yılda
gelişen bir alan olmuştur [vii].
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİN EVRİMİ
Organizasyonların personel yönetiminden insan
kaynakları yönetimine geçişleri çok kolay olmamıştır. Başlangıçta sadece
isimlerin değiştirilmesi ile yetinilmiştir [viii].
Daha sonra modern insan kaynakları yönetimi teknikleri uygulamaya konulmuştur.
Son olarak da insana bakış açısında köklü değişimler yapılarak bu tekniklerden
başarılı sonuçlar alınmıştır.
1. Aşama
|
2.Aşama
|
3.Aşama
|
4.Aşama
|
|
Ana
Odağı
|
Durağanlık
|
Performans
Stra- tejisini geliştirme
|
İşe karşı
reaktif
|
İş
stratejisi ile etki-leşimli ve proaktif
|
Durumu
|
Gruplanmış
rutinler
|
Kısmen
uyumlu programlar
|
Tamamen
uyumlu İK programları
|
Operasyonel
deği-şimlerle uyumlu İK programları
|
Planlama
Süreci
|
Kısa
dönemli reaktif
|
İKY
planlaması kısa/orta dönem
|
Kısa,orta,uzun
dönem ayrı Stratejiler
|
Operasyonel/iş
stratejileri ile iç içe geçmiş
|
Sorumlululuk
|
Personel
Bölümü
|
Bölümlerin
talebi ile yönlenen İK bölümü
|
Bölüm
yöneticisi gü-dümlü strateji, İK
bölümü desteği ve tavsiyeleri
|
Değişim
katalizörü olan İK desteği ile bölümler
|
Şekil -1 :
İnsan Kaynakları Yönetimin Evrimi
Kaynak : Tony Grundy, “HR Strategy and Corporate
Strategy : Bridging the People Gap", Global
Focus, Vol.12, No.4, 2000, John Wiley & Sons, Inc., s.5.
PERSONEL YÖNETİMİ VE İKY İLİŞKİLERİ
Günümüzde en çok tartışılan konulardan biri de
personel yönetimi ile insan kaynakları yönetimi arasındaki ilişkilerdir. İnsan
kaynakları ve personel terimleri sık sık birbirinin yerine kullanılmaktadır.
Literatürde bazı yazarlar bu iki terim arasında bir fark görmezken[ix],
bazıları bunların birbirlerinin yerine kullanılmaması gerektiğini ileri
sürmektedir[x].
Personel yönetimi ile İK yönetimi arasında
önemli fark görmeyen yazarlara göre İK yönetimi, yaşanan hızlı değişimin bir
sonucu olarak personel yönetiminin yeni bir bakış açısıyla ele alınmasından
ibarettir. Her iki kavramın uygulama düzeyinde ele aldığı konular arasında
büyük farklılıklar yoktur. Nitekim başlığı personel yönetimi ve insan
kaynakları yönetimi olan herhangi iki kitap karşılaştırıldığında, içerikleri
açısından aralarında çok büyük farklar olmadığı görülebilir[xi].
Personel yönetimi başlığını kullanan
kitapların, insan kaynakları yönetimi başlığını kullanan kitaplardan basım
tarihi itibariyle daha eski olması, insan kaynakları yönetiminin tarihsel
gelişimine de uygun düşmektedir. Daha önce “Personel Yönetimi” başlığı ile
yayınlanan bazı kitapların sonraki baskılarında -içerikteki küçük
değişikliklerle birlikte- “İnsan Kaynakları Yönetimi” başlığı kullanılmaktadır[xii].
Buradan yola çıkarak İK yönetiminin personel yönetimi ile aynı işlevlere sahip
olduğu ileri sürülebilir. Bunun sonucunda İK yönetimi ile personel yönetimi
kavramlarının birbirlerinin yerine kullanılması büyük bir sakınca
doğurmamaktadır.
Personel yönetimi fonksiyonları ile İK
fonksiyonlarının büyük benzerlikler göstermesi, her iki kavramın uygulama
düzeyinde aynı temele dayandığını göstermektedir. Nitekim Amerikan Personel
Yönetimi Enstitüsü’ne göre personel
yönetimi “ genel yönetimin bir parçası olup işletmede çalışan insanı ve
ilişkilerini konu alır.” İçerdiği konular incelendiğinde ise, insan kaynakları fonksiyonları
ile gösterdiği benzerlikler açıkça görülmektedir[xiii]:
Personel yönetimi özellikle aşağıdaki konuların
gelişimi ve uygulamaları ile ilgilenmektedir :
- İnsan
kaynakları planlaması, aday sağlama, seçme, işe yerleştirme, işe son verme,
- Eğitim ve geliştirme,
kariyer geliştirme,
- Çalışma koşulları,
ücretlendirme standartları ve yöntemleri,
- Çalışma
ortamı ve personel hizmetleri,
- İşletmenin
her seviyesinde hem işveren, hem de işçi temsilcileri ile resmi/gayriresmi
ilişkiler ve görüşmeler.
-
Çalışma
koşulları ve ve ücretler konusunda müzakereler, anlaşmaların uygulanması,
uyuşmazlıkların önlenmesi ve çözümü.
-
Toplumdaki
ekonomik ve sosyal değişimlerin, çalışma yöntemlerindeki ve organizasyon
içindeki değişimlerin beşeri ve sosyal etkilerinin gözönünde bulundurulması.
İnsan
Kaynakları terimi literatürde, 1950’lerden itibaren kullanım alanı bulmuştur.
Bu terim A.B.D. de 1970’lerin sonlarından itibaren o denli yaygınlaşmaya başlamıştır ki, 1989
yılında Amerikan Personel Yönetimi Derneği ismini İnsan Kaynakları Yönetimi
Derneği olarak değiştirmiştir[xiv].
Buna karşın ülkemizde 1971 yılında kurulan ve bu alandaki en yaygın
organizasyon olan “Personel Yönetimi Derneği”, üyeleri arasında bir çok “insan
kaynakları” ünvanlı profesyonel bulundurmasına rağmen ismini değiştirme
gereğini duymamıştır. Bunda her iki kavramın içerik olarak aynı temele
dayandığı düşüncesi yatmaktadır.
İnsan kaynakları yönetimi teriminin Amerikan
kökenli olması, içeriğinin personel yönetimi ile büyük benzerlikler göstermesi,
çalışma ilişkileri yönünden daha farklı deneyimlere sahip olan ingiliz profesyonelleri ve teorisyenleri
arasında İK yönetiminin personel yönetiminden farklı olup olmadığı konusunda
tartışmaların başlamasına neden olmuştur[xv].
Bu tartışmaların vardığı sonuç, İK yönetiminin işletme uygulamaları düzeyinde
personel yönetiminden önemli farklılıklarının bulunmadığı yönünde olmuştur.
Amerikalı teorisyenlerin İK yönetimini ön plana
çıkarmalarına karşılık olarak ingiliz teorisyenleri bu terimin stratejik yönü
üzerinde durarak “stratejik insan kaynakları yönetimi” olarak kullanılmasının
daha doğru olacağını ileri sürmektedir. Nitekim insan kaynakları yönetiminin
giderek stratejik bir boyut kazanması bu konudaki yaklaşımları destekleyici bir
görünüm ortaya koymaktadır.
PERSONEL YÖNETİMİ - İKY
ARASINDAKİ FARKLAR
İK yönetimi yerine kullanılmaması gerektiğini
ileri süren yazarlara göre personel yönetimi, daha çok personel ile ilgili
kayıtların tutulması gibi idari konular üzerinde odaklanmış olup insan
kaynakları yönetiminin bir bölümüdür[xvi].
Bu yazarların görüşüne göre İK yönetimi ile personel yönetimi arasında
birbirlerinin yerine kullanılmamasını gerektiren önemli farklılıklar
bulunmaktadır.
Personel yönetimi ve İKY arasındaki en önemli
fark olarak her iki kavramın hedef kitleleri arasındaki fark ileri
sürülmektedir. Personel yönetimi esas olarak organizasyonun çalışanlarını hedef
alırken, İKY organizasyonun gereksinimi olan insan kaynağını da dikkate
almaktadır[xvii]. Böylece İKY,
organizasyonun mevcut çalışanlarının dışına çıkarak potansiyel adayları da
içerisine alan, daha geniş bir hedef kitleye hitap etmektedir. Hedef kitledeki
farklılaşma, İK yönetiminin insan olgusuna daha geniş bir perspektifden
bakmasının doğal bir sonucudur.
Personel yönetimi ile İKY arasındaki ilişki ve
farklar genel olarak aşağıdaki gibi sıralanabilir[xviii]
:
·
Personel
yönetimi, daha çok politikaların uygulanmasına ve yönlendirilmesine odaklanan
pratik, yararlı araçlar ile ilgilenir. Buna karşılık insan kaynakları
yönetiminin stratejik boyutları vardır ve firma içindeki insan kaynağının tüm
olarak istihdamı ile ilgilenir.
·
İKY
değişim yönetiminin etkilerine sadece çalışma uygulamalarına etkileri yönü ile
değil, daha geniş açıdan bakar.
·
Personel
yönetimi zorunlu olarak izleyici ve tepkiseldir: İş yasaları, sendikal hareketler,
idari düzenlemeler ve diğer çevresel etkilerdeki değişimlere uyar. Diğer yandan
İKY yol göstericidir: Stratejiler, yeni faaliyetlerin başlatılması ve yeni
fikirlerin geliştirilmesi ile ilgilenir.
·
İKY
işletmedeki çalışan ilişkileri konusunda genel politikaları belirler. Böylece
organizasyon içinde çalışanların katılımı ve işbirliğine olanak tanıyan bir
kültürün oluşturulmasına gereksinim duyar. Buna karşılık personel yönetimi
firmaya duyulan sorumluluk ve bağlılıktan çok, çalışanlara ilişkin kural ve talimatlara
itaat gösterilmesine öncelik verir (ve bu yönüyle eleştirilmektedir).
·
Personel
yönetiminin yaklaşımı kısa dönemli iken İKY, organizasyonun tüm insan ile
ilişkili konularını tutarlı bir bütün içerisinde birleştirme ve çalışanların
üst düzey amaçların gerçekleştirme yollarını arayan uzun dönemli bir yaklaşıma
sahiptir.
Görüldüğü üzere personel yönetimi; emredici
kurallara uyum sağlayan, takip eden, operasyonel, pratik, kısa vadeli
uygulamalara yönelik iken İKY yeni fikirlere açık, yön gösterici, stratejik,
kavramsal ve uzun vadeli uygulamalara yönelik olarak ifade edilmektedir. Burada
her iki terimin içeriğinden çok konulara yaklaşımındaki farklılıklar ön plana
çıkmaktadır. Nitekim Storey’in Personel/ Endüstri ilişkileri ile insan
kaynakları yönetimi arasındaki farklılıkları incelediği çalışması sonucunda
elde ettiği bulgular da, bu iki kavram arasındaki farklılıkların konulara bakış
açısından kaynaklandığını ortaya koymaktadır.
Bu çalışmada İK yönetiminin tarihsel gelişimi
içerisinde personel yönetimine yer verilmemiş olması, bu iki kavram arasındaki
farklılıkların içerikten çok, konulara
yaklaşımına dayanmasından kaynaklanmaktadır. Diğer bir deyişle personel
yönetimi ve İK yönetimi içerik olarak birbirine çok benzemekte, ancak bu
içeriğin ele alınış biçimi birbirinden önemli ölçüde ayrılmaktadır. Bunun
sonucunda İK yönetimini personel yönetiminden ayıran en önemli özelliğin,
organizasyondaki insana bakış açısında yatmakta olduğu ileri sürülebilir[xix].
Personel yönetiminde nezaretçi mantığına dayanan
ve denetleme-kontrol anlayışı çerçevesinde görev yapılırken, İnsan Kaynakları
Yönetiminde çalışanlar ile işletme bütünleşmesini gerçekleştirme ve insanların
başarı odaklı ve birbirini destekleyen ekip anlayışı içinde çalışmalarını
sağlayacak bir ortam yaratılarak, onlara olanaklar yaratma-destekler verilme
şeklinde hareket edilmektedir[xx].
Bu bakış açısı, işe ve organizasyona dair yönetim felsefesindeki değişimlerin
yansımasından başka bir şey değildir.
Tablo - 1 : Storey’e göre Personel/Endüstri İlişkileri
ve İKY’nin boyutları
BOYUT
|
PERSONEL VE ENDÜSTRİ
İLİŞKİLERİ
|
İNSAN
KAYNAKLARI YÖNETİMİ
|
|
İnançlar
ve varsayımlar
|
1. Sözleşme
|
Yazılı iş sözleşmeleri ile dikkatli sınırlamalar
|
“Sınırların dışında
sözleşme”yi hedefleme
|
2. Kurallar
|
Açık kuralların konulması-nın önemi/
karşılıklılık
|
“Yapabilir”
yaklaşımı : Kurallara karşı sabırsızlık
|
|
3. Yönetim faaliyeti için rehber
|
Prosedürler
|
“İş gereksinimleri”
|
|
4. Davranış kökeni
|
Kurallar/alışkanlıklar ve Uygulama
|
Değerler/misyon
|
|
5. Çalışanlara karşı yönetimin görevi
|
İzleme
|
Yetiştirme
|
|
6. İlişkilerin yapısı
|
Çoğulcu
|
Birleştirci
|
|
7. Çatışma
|
Kurumsallaşmış
|
Önemi azaltılmış
|
|
Stratejik
yönler
|
8. Ana ilişkiler
|
İşgücü yönetimi
|
Müşteri
|
9. Harekete geçme
|
Aşama aşama
|
Bütünselleştirilmiş
|
|
10. İşletme planı
|
Marjinal (sınırında)
|
Merkezinde
|
|
11. Kararalma hızı
|
Yavaş
|
Hızlı
|
|
Operasyon
Yönetimi
|
12. Yönetimin rolü
|
İşlemsel
|
Dönüştürücü
|
13. Anahtar yöneticiler
|
Personel/Eİ uzmanları
|
İşletme/operasyon yönetisi
|
|
14. İletişim
|
Dolaylı
|
Doğrudan
|
|
15. Standartlaşma
|
Yüksek(ör.: eşitlik önemli)
|
Düşük(ör.: eşitlik ilgisiz)
|
|
16. Ödüllendirilen Yönetim becerileri
|
Müzakere
|
Kolaylaştırma
|
|
Ana
faktörler
|
17. Personel seçimi
|
Ayrı, marjinal görev
|
Bütünleştirilmiş, ana görev
|
18. Ücret
|
İş değerleme (sabit skala)
|
Performans bazlı
|
|
19. Çalışma koşulları
|
Ayrıca müzakere edilmiş
|
Uyumlaştırılmış
|
|
20. Çalışan yönetimi
|
Toplu pazarlık sözleşmeleri
|
Bireysel sözleşmeler
|
|
21. Hizmetli ilişkileri
|
Beceri ve eğitime göre düzenlenmiş
|
Marjinal ( değişim modeli için bazı müzakereler hariç)
|
|
22. İş kategorileri ve dereceleri
|
Çok fazla
|
Az
|
|
23. İletişim
|
Yasaklayıcı akış
|
Çoğaltıcı akış
|
|
24. İş dizaynı
|
İş bölümü
|
Takım çalışması
|
|
25. Çatışma yönetimi
|
Geçici ateşkes
|
Ortamın ve kültürün yönetimi
|
|
26. Eğitim ve geliştirme
|
Kurslara kontrollü erişim
|
Öğrenen şirketler
|
|
27. Kaynaşma için odak noktaları
|
Personel prosedürleri
|
Geniş kapsamlı kültürel, yapısal ve personel stratejileri
|
Kaynak : Karen Legge, Human
Resources Management - Rhetorics and
Realities , Macmillan Press Ltd.,
Hampshire, 1995, s.73-74.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda personel
yönetiminin sadece yasal gereklilikleri yerine getiren idari bir süreç ve İK
yönetiminin bir bölümü olduğu yönündeki görüşlere, bu kavramın tarihsel
gelişimi gözönünde bulundurulduğunda katılmak zor görünmektedir. Nitekim İK
süreçleri incelenirken personel ile ilgili yasal yükümlülükleri ele alan İK
sürecine, yukarıda belirtilen kavram kargaşasına düşmemek için, “özlük işleri”
adı verilmiştir. Bu adın verilmesinde en büyük etken, bu İK sürecine personel
yönetimi adını veren teorisyen ve uygulamacıların “personel yönetimi”ne yapmış
olduğu haksızlığın önüne geçmektir.
TÜRKİYE’DE İNSAN
KAYNAKLARI YÖNETİMİNİN GELİŞİMİ
Ekonomisini uzun yıllar devletçi ve ithal ikameci
politikalara dayandıran Türkiye’de özel sektör 1950 lerden itibaren sanayileşme
sürecine katılmaya başladı. Bu dönemlerde personele ilişkin işlemler daha çok
yasal mevzuatın öngördüğü çerçeve ile sınırlı idi ve mali-idari işler
bölümlerinde bir-iki masada yürütülüyordu. 1960’lı yıllarda ise yine aynı
bölüme bağlı alt-servis konumuna gelmişti[xxi].
Firmaların giderek büyümeleri sonucu personel ile
ilgili işlemleri yerine getirmek üzere 1970 li yıllardan itibaren personel
müdürlükleri kurulmaya başlandı. Bununla birlikte ilgi alanları yine ücret, vergi, SSK primleri gibi pratik konularla
sınırlı idi[xxii].
Kapalı bir ekonomide ürettiğini satma derdi olmayan firmalar için odak noktası
bu dönemlerde “iş”, “üretim” ve “süreç” üzerine yoğunlaşmıştı. “İnsan”
bunlardan sonra geliyordu[xxiii].
1980 lerde ekonomide liberalleşme kararları ile
birlikte firmalar kendilerini küresel rekabetin içerisinde bulmaya başladılar.
İnsan kaynaklarının önemi de rekabet kavramınının ülkemize girdiği bu yıllardan
itibaren anlaşılmaya başlamıştı[xxiv].
Bu ortamda rekabet edebilmek sadece yeni teknolojiyi getirmekle mümkün değildi:
Yeni yönetim yaklaşımlarının ve tekniklerinin de ithal edilmesi gerekiyordu.
Özellikle yabancı kökenli firmalar aracılığı ile yeni yönetim teknikleri
uygulama alanına konmaya başlandı ancak, 1980’li yılların sonlarında hala
“personel müdürlüğü” terimi kullanılıyordu[xxv].
“İnsan kaynakları” terimi ise 90’lı yılların başından
itibaren kullanılmaya başlandı ve hızla yaygınlaşmaya başladı. Hatta birçok
firmada “personel müdürlükleri” tabela değişiklikleri ile bir gecede “insan
kaynakları müdürlüğü” oluverdi. Artık insan kaynakları, firmaların yeni yönetim
yaklaşımlarını benimsediklerini gösteren bir “sembol” haline gelmişti. 2000
yılında yapılan bir araştırmaya göre insan kaynakları işlevlerini yürüten
bölümlerin adında “insan kaynakları” terimini kullanan firmaların oranı % 65’e
ulaşmıştı. Büyük ölçekli firmalarda ise bu oran % 75 seviyesine çıkmıştı[xxvi].
Türkiye’de insan kaynakları teriminin bu denli
yaygınlaşmış olması kuşkusuz oldukça sevindiricidir. Ancak “insan kaynakları
yönetimini” klasik personel yönetiminden ayıran en önemli unsurun “insanı”
merkeze alan yeni bir yönetim yaklaşımı olduğu göz önünde bulundurulduğunda
durum o kadar iç açıcı görünmemektedir. Nitekim Şubat 2001 yılında yaşanan
krizin ardından yaşanan küçülme ve buna bağlı olarak yapılan işten çıkarma
operasyonlarında insan kaynakları birimlerinin büyük çoğunluğunun üst yönetimin
aldığı kararı tartışmasız uygulayan “icra memuru” durumuna düşmeleri, henüz İK
yönetimi yaklaşımının içselleştirilemediği izlenimini uyandırmaktadır.
Diğer yandan ülkemizde İnsan kaynaklarından birinci
derecede sorumlu olan pozisyonun genel müdür yardımcısı ünvanı taşıyanların
oranı %12 düzeylerinde kalması (gelişmiş ülkelerde bu oran %50 civarındadır) ,
insan kaynaklarının firmalar açısından henüz stratejik önemde görülmediğine
dair bir veri oluşturabilir. İK yönetimini personel yönetiminden ayıran önemli
farklardan biri de stratejik bakış açısına sahip olmasıdır.
Ülkemizde insan kaynakları uygulamaları konusunda
kapsamlı ve sistematik araştırmalardan biri de Arthur Andersen Ltd.’nin insan
kaynakları araştırmalarıdır. Bu araştırmalarda, insan kaynakları birimlerinin
yapısı ve uygulamaları genel ve sektörel bazda incelenmektedir. 1999 yılında yapılan araştırmaya göre firmalarda
insan kaynaklarının sorumluluk alanları ve uygulama oranları aşağıdaki
şekildedir :
Tablo -2 :
İşletmelerde İnsan Kaynakları Sorumluluk Alanı
Sorumluluk
Alanı
|
Uygulama
Oranı (%)
|
İşe alma
ve yerleştirme
|
95
|
Personel
ve özlük işlemleri
|
91
|
Ücretlendirme
|
84
|
Eğitim
|
83
|
Sağlık
|
81
|
Performans
değerlendirme
|
79
|
Bordro
|
76
|
Nakiller
ve atamalar
|
74
|
Yemek
|
72
|
Servis
|
69
|
İş
güvenliği
|
67
|
Kariyer
planlama
|
63
|
Kaynak : Arthur Andersen Ltd., 2000’e Doğru İnsan Kaynakları Araştırması, Doğan Ofset Yayıncılık ve Matbaacılık A.Ş., İstanbul,
1999.
Tablodan görüleceği üzere İK birimlerinin sorumluluk
alanlarının büyük bir bölümünü özlük işleri olarak tanımlanan faaliyetler
oluşturmaktadır. Özlük işlerinin insan kaynaklarının sorumluluk alanları
içerisinde önemli bir yer tutması, İK fonksiyonlarının temelini özlük işlerinin
oluşturduğunun bir göstergesidir. Bu sonuç aynı zamanda İK yönetimi ile
personel yönetimi arasında fonksiyonlar bazında çok büyük farklılıklar
olmadığını da ortaya koymaktadır.
Ülkemizde günümüzde insan kaynakları yönetimi ile
personel yönetimi arasında yapay ayrımlar ortaya çıkarılmaktadır. Çalışanlar
ile ilgili olarak daha çok yasal yükümlülükleri ve rutin işlemleri içeren
faaliyetler personel yönetimi olarak adlandırılmakta, bunun dışındaki
faaliyetler (personel seçimi, performans değerlendirme, eğitim vb.) ise İK
yönetiminin sorumluluğu olarak görülmektedir. Hatta bazı firmalarda bu ayrım o
kadar ileri gitmiştir ki her iki faaliyet grubu (personel müdürlüğü, İK
müdürlüğü gibi) ayrı bölümler altında örgütlenmiştir. Oysa bu iki faaliyet
grubu birbirinden ayrılmaz ve bir birbirini tamamlayan bir bütünün parçalarını
oluşturmaktadır.
İK yönetimi ve Personel Yönetimi şeklinde uygulamada
ortaya çıkan ayrım, İK yönetiminin ülkemizde geçirmekte olduğu evrimle yakından
ilişkilidir. Daha önce sadece özlük işleri ile ilgilenen ve faaliyetlerini
personel bölümü altında sürdüren personelciler, çoğunlukla muhasebe kökeninden
gelmekte ve çekirdekten yetişmekte idiler. Personelciler, İK alanındaki yeni gelişmeleri
izlemek yerine, kendilerini daha güvende hissedecekleri bir alana, yani
mevzuattaki gelişmelere odaklandılar.
Buna karşın İK alanındaki gelişmeler, bu alanda
çalışanlara mevcut personelcilerin yetkinliklerini aşan oranda yeni roller
yükledi. Bu rollerin yükümlülüklerini yerine getirecek kişiler ise gelişmelere
açık ve daha eğitimli kişiler arasından seçildi. Bu kişilerin büyük çoğunluğu
da çalışma yaşamına yeni başlayanlardan oluştu. Böylece aynı alanda birbirinden
çok farklı profile sahip iki çalışan grubu ortaya çıktı: Bir yanda mevzuata
hakim, uygulamanın içinden gelen ve rutin işleri yapmaya alışık deneyimli
personelciler, diğer yanda mevzuatı bilmeyen ama İK alanında teorik yönden
güçlü, rutin işleri yapmaktan sıkılan deneyimsiz İK çalışanları…
Ana hatları yukarıda belirtilen iki farklı çalışan
profili, aslında bir arada yürümesi gereken süreçleri de birbirinden ayırdı.
Özellikle İK alanındaki yeni gelişimlere ayak uydurmakta zorluk çeken personel
bölümlerine sahip firmalar, bu alandaki gelişimlere uygun yeni rolleri
üstlenmek üzere ayrı bir İK bölümü kurmakta sakınca görmediler. Oysa bu iki
bölümün odak noktası aynıydı : Firma çalışanları…
Gerek politikalarında ve uygulamalarında değişiklik
yapmaksızın mevcut personel bölümlerini İK bölümüne dönüştüren, gerekse yeni
politikaları ve uygulamaları mevcut personel bölümü dışında ayrı bir bölüm
kurarak gerçekleştirebileceklerini düşünen firmaların bu alandaki girişimleri,
İK Yönetiminin “insan”ı odak alan bir bakış açısına sahip olunmasını gerektiğini
algılayamadıkları için başarısız olmaktadır. Bu konuda önemli olan firmadaki
bölümün adından çok, gördüğü işlevler ve özelde firma çalışanlarına, genelde
ise “insan”a bakış açısıdır.
[i] Lloyd L. Byars-Leslie W.Rue, Human Resources Management, 5.Ed.,
Irwin Ic.Co., 1997, s.4.
[ii]
Ayşe Can Baysal, Çalışma Yaşamında İnsan,
Avcıol Basım-Yayın, İstanbul, 1993, s.11. , Michael R.Carrel-Norbert F.Elbert,
Robert D.Hatfield, Human Resource
Management - Strategies for Managing Diverse and Global Workforce, sixth
Ed. The Dryden Press, Orlando, 2000, s 5-7.
[iii]
Buna karşılık Singer , İK yönetiminin günümüze kadar olan gelişimini “ilk
etkiler” dönemi olarak adlandırdığı 1880-1920 döneminden itibaren onar yıllık
aralıklarla incelemiştir. Bu dönemin belirgin olayları olarak, “Sosyal refah
hareketi”, “Bilimsel yönetim yaklaşımı”, “Endüsri psikolojisi” ve “1.Dünya Savaşı” alınmıştır. Sonraki
dönemler ise “Büyüme yılları (1920’ler) ve Hawthorne araştırmaları” ,”Durgunluk
yılları (1930’lar)” , “2.Dünya Savaşı (1940’lar)”, “Davranış bilimlerinin
etkileri (1950’ler) ve “Kanunlaştırma Hareketleri (1960’tan günümüze)” olarak incelenmiştir. Marc G.Singer, Human Resources Management, PWS-KENT
Publishing Co., Boston, 1990, s. 5-15.
[iv] Carrel ve diğ., a.g.e., s.6.
[v] William J.Traynor, Opportunities in Human Resources Careeers,
VGM Career Horizons, Chicago, 1989, s.7.
[vi]
Derek Torrington, “Human Resource
Management and Personnel Function”, New Perspectives on Human Resources
Management, Ed.by John Storey, Routledge New York, 1989, s.56.
[vii]
Don Harvey- Robert Bruce Bowin, Human
Resources management - An Experiential Approach Prentice-Hall, Inc., New
jersey, 1996, s.9.
[viii]
Kenneth M.Alvares, “The Business of Human Resources”, Human Resources Management, Spring 1997, Vol.36, No.1, John Wiley
&Sons, Inc, s. 13.
[ix] Can-Akgün-Kavuncubaşı, a.g.e. , s.5. , Harvey-Bowin, a.g.e., s.10
[x] Zweig, a.g.e., s.5.
[xi] Örneğin b.a.,Yalçın, a.g.e. ve b.a., Kaynak v.d., a.g.e.
[xii]
b.a., Can-Akgün-Kavuncubaşı, a.g.e. Kitapta
personel ile insan kaynakları kavramları eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.
[xiii] H.T.Graham, R. Bennet, Human Resources Management, 7.th. Ed.,
Pitman Publishing, London, 1992, s.157.
[xiv] Harvey-Bowin, a.g.e., s.10.
[xv]
b.a., Karen Legge, Human Resources
Management - Rhetorics and Realities ,
Macmillan Press Ltd., Hampshire, 1995;
Olive Lundy, Alan Cowling, Strategic
Human Resources Management, Routledge, London, 1996, s.47-61.;
Graham-Bennet, a.g.e., s.157-171.
[xvi] Harvey-Bowin, a.g.e., s.5., Fındıkçı, a.g.e., s.13.
[xvii]
Torrington, a.g.e, s.60.
[xviii] Graham-Bennet, a.g.e., s.159-160., Anamurluoğlu, a.g.e., s.33-35.
[xix] Uzan, a.g.e., s.77.
[xx] İlhan Özdiller, “Ateşten
Gömlek Giymek”, Human Resources, Mayıs-Haziran
2001, s.41.
[xxi]
Faruk Türkoğlu, “İnsan Kaynaklarında
Yeni Eğilimler”, 2001’e Doğru İnsan Kaynakları Araştırması, Ed.by, Arthur
Andersen, Sabah Yayıncılık, İstanbul, 2000, s.203.
[xxii]
Toker Dereli, “30. Yaşında Peryön ve İnsan Kaynakları Yönetimi”, Peryön Dergisi, Sonbahar 2001,
İstanbul, s.22.
[xxiii] Arthur Andersen, a.g.e., s.22.
[xxiv]
Mehmet Ünal, “Bir Disiplin Olarak İnsan Kaynakları”, 2001’e Doğru İnsan Kaynakları Araştırması, Ed.by, Arthur Andersen,
Sabah Yayıncılık, İstanbul, 2000, s.26.
[xxv]
A.Ersan Yücel, “Peryön’de Otuz Yıl!” ,
Peryön Dergisi, Sonbahar 2001, İstanbul, s.18.
[xxvi] Arthur Andersen, a.g.e., s.21.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Siz de düşüncelerinizi paylaşmak veya bir soru sormak ister misiniz?